8 Nisan 2017 Cumartesi

Yanlış Suriye Politikamız Çok Büyük Zararlara Neden Olmuştur

Yanlış Suriye Politikamız Çok Büyük Zararlara Neden Olmuştur
On yıl kadar önce, oğlum orada görevli iken Gaziantep’e gidip yöreyi epey dolaştım, araştırdım. Suriye Konsolosluğunun önünden geçerken, vize kuyruklarına yanaşıp vize almak isteyen kamyon şoförleri ile konuşmuştum. Suriye’ye ve öteki Arap ülkelerine pek çok TIR dolusu mal sevk ediyorlar, öylesine bir ticaret trafiği vardı ki, yöre halkı Suriye’ye, Suriye halkı Türkiye’ye günü birlik gidip gelmekte idiler.
Önemli Suriye kentleri ile Gaziantep arasındaki mesafe Gaziantep ile Ankara arasındaki mesafeden daha yakın, olduğu için, Suriyeliler, Avrupa’ya daha başka yerlere gitmektense, sanayisi hızla ilerleyen Gaziantep’ten her türlü malı alıp aynı gün Suriye’ye dönüyorlardı. Gaziantep caddelerinde her gün pek çok Suriye ve İran plakalı araçlar dolanıyordu. Gaziantep’de öylesine cadde var ki sağlı sollu tüm işyerleri, dükkânlar, oteller Arapça yazılarla dolu. Kendinizi Arabistan’da hissediyorsunuz.
Şimdilerde olayların, çatışmaların, içsavaşın başladığı dört beş yıldan beri Suriye-Gaziantep arasındaki ticari trafik tamamen durmuş vaziyette. Ticari tırlar sadece Suriye’ye değil, özellikle Suriye içinden öteki Arap ülkelerine transit mal sevkiyatı yapılıyordu o durdu.    

“KARDEŞİM ESAD” DÖNDÜ “KATİL ESAD”A
Bizimkilerin önce “kardeşim Esad” zamanında Suriye ile dostluk rüzgârlarına paralel olarak müthiş bir ticaret trafiği vardı.  Daha sonra bu “kardeşim Esad” dostluğuna kim üflediyse, dostluk birden  “katil Esad"a dönüşüverdi.
Bizim köyde, böyle dostluğu başa kadar götürmeyenlere, zırt pırt dostluğu bozanlara “oruç tuttuğu ile bayram etmez” diye bir özdeyiş söylerlerdi. Sanırım bu dostluğu bozan, ani esen emperyal rüzgârına kapılan bizimkiler olsa gerek. Birden dostluğu bozup bizimkiler en kısa zamanda “Şam Emeviye camisinde namaz kılma” isteğini de söyleyince“katil Esad” rüzgârlarını artırarak düşmanlığa dönüştürdüler.
Böylece Suriye üzerinden öteki Arap ülkelerine gidip gelen Türkiye tırlarının önü kesilince, tırlarlar masraflı da olsa roro gemileri ile Mısır yolunu kullanmaya başladılar.
Mısır’da Mürsi yönetimi vardı ve Mürsi de bizim muktedir gibi dinci bir kafa taşıyordu. O arada Mısır’da da “Arap Baharı” rüzgârları esmeye başladı. Dinci Mürsi’ye karşı protestolar başlayınca, Türkiye’deki bizim muktedir, Mursi’yi savunan konuşmalar yaptı. Mısır’da General A.Sisi darbe yapıp Mursi’yi devirince, bizim muktedir darbecileri eleştiren konuşmalarına karşı, Sisi elçimizi de kovarak ticaret yollarını Türkiye’ye kapatıverdi. Böylece Türkiye, dinci Mursi’yi savunan din ve mezhebe dayalı bu yanlış politika ile Suriye’deki yanlış politikamızla çok büyük ekonomik kayıplara uğramıştır.

TEKRAR DÖNELİM YANLIŞ SURİYE POLİTİKAMIZA
Yanlış Suriye Politikamız Çok Büyük Zararlara Neden Olmuştur
“Katil Esad”  söylemleri bir yana, Allah için, Esad vatanını teröre karşı korumaya çalışıyordu. Türkiye dâhil, bütün Batılılar bu olaya karışmamalı idi. Suriye’deki dincileri himaye için Türkiye'nin MİT tırları ile gönderdiği silahlar, IŞİD (DEHAŞ ı) yarattı. Bu da Suriye'de kargaşayı ve bölünmeyi, içsavaşı daha da körükledi. Bir yanda IŞİD (DEHAŞ) ve öteki El Nusra vb dinci gruplar, bir yanda Esad’a karşı muhalif ÖSO (Beşar Esad’a karşı Özgür Suriye Ordusu) isyancılarının çatışmaları Suriye’deki iç savaşı körükledi. Bu kargaşaya PKK nın kolu olan PYD, YPG Kürt grupları da katılınca Suriye’de iç savaş iyice azdı. Muhaliflere askeri eğitim ve cephane konusunda destek vermesi sonucunda, Suriye’deki iç savaşı tetiklendi ve direk olarak Türkiye’yi büyük bir çıkmaza soktu.
 Eğer Batılılar ve Türkiye bu olaylara karışmasa da Esad dört dörtlük vatanına sahip olsaydı, Suriye bütünlüğünü koruyacaktı, oralardaki bu belalar olmayacaktı. İşin gerçeği Esad vatanını her türlü terör gruplarına karşı savaşıyor, korumağa çalışıyor.
Bizimkiler olaylara karışmaya başlarken “kardeşim Esad” “katil Esad”a dönüşürken,  Suriye liderine “diktatör Esad” diyorlardı. Oysa AKP-RTE iktidarının dostluğu ve alışverişi zirveye çıkardıkları Suudi Arabistan ve Katar demokrasi ile mi yönetiliyor, diktatörlükle yönetilmiyor mu?  Dünyanın en katı diktatörlüğü olan Suudi Arabistan’la dost olurken, Arap devletlerinin içinde en demokratik ve laiklikle yönetilen komşumuz Suriye ile hasım olunması hiç de mantıklı değil. Türkiye, başkaların BOP ların, emperyalistlerin teşviki ile Suriye ile düşman olmakla, dediğimiz gibi, çok büyük zararlara uğramasına neden olmuştur. Eğer Türkiye East’la dostluğu sürdürse idi çok daha büyük ekonomik yararları olacaktı. Ama vizyonu olmayan ileriyi göremeyen AKP-RTE iktidarı, Suriye ile hasım olmakla çok şey kaybetmiştir. Din ve mezhebe dayalı politika oluşturan toplum ve liderler sonunda hüsrana uğrarlar.
Türkiye, başlangıçta IŞİD i kollarken sonradan ÖSO muhalifleri de açıkça destekledi. Öyle ki Esad karşıtı savaşan ÖSO militanları Türkiye’ye (Kırşehir’e) getirip eğitildiler. Esad yönetimi Birleşmiş milletlerce dünya listesinde bulunan meşru bir devlet, ÖSO militanları da Meşru Esad yönetimine (Suriye’ye) karşı isyan etmiş bir terör grubu. Düşünün, tıpkı Türkiye olarak ÖSO militanlarını kafileler halinde Kırşehir’de eğittiğimiz gibi, sayın ki PKK yı İran veya Ermenistan, gruplar halinde onları bize karşı savaş için eğitse nasıl düşünürüz.   Esad’a karşı savaşan bu karşıt gruplara Türkiye yardım etmekle, teröre karşı destek veren ülke durumuna düşmüştür.  Çünkü öbür gruplara göre Suriye, BM lerin tanıdığı bağımsız bir ülke olmakla, teröre karşı savaşan bir ülke konumundadır.
Haklı haksız bir tarafa Türkiye Suriye’ye değişik biçimde karışmakla ekonomisine ve stratejik yapısına çok büyük zarar vermiştir. Ekonomi kaybı bir yana, PKK yan kolları olan PYD ve YPG gibi bölücü Kürtler, Suriye ve Irak sınırımıza konuşlanmakla PKK la komşu olmuş durumundadır. Yani gelişmekte olan yeni teamüle göre, PKK nın Türkiye sınırı güneyimizi de kapsayarak ülkemiz için Kürdistan sınırını oluşturmuştur. Eğer Türkiye bu yanlış politikaları yapmayıp Esad’a yardımcı olsaydı, Esad ülkesinin bütünlüğünü koruyacak, ülkemiz içinde bu tehlikeler oluşmayacaktı.
Tüm bu acılardan, felaketlerden sonra Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Baştan beri Suriye politikasının büyük yanlışlarla dolu olduğuna inananlardanım” diyordu.
Yanlış Suriye Politikamız Çok Büyük Zararlara Neden Olmuştur

TÜRKİYE SURİYE’YE KARIŞMAKLA ÇOK ŞEY KAYBETTİ. 
Türkiye son Suriye harekâtında bile 70 şehit, 300 yaralı vererek 10 tankını, parasını kaybetmekle çok zarara uğramıştır.
1-Suriye iç savaşı ile Suriye’ye ihracat, sınır ticareti durdu. Suriye ile olan 877 km, Irak İle olan 331 km sınırımız boyunca binlerce aile sınır ticareti ile geçimini sağlıyor, teröre karşı kendilerini koruyorlardı. İşsizliğin artmakta olduğu ülkemizde sınır boylarındaki bu aileler adeta çaresiz kaldılar, terörün kucağına düşmek durumundalar.
2-Bu olaylar başlamadan altı yedi yıl önceye kadar Türkiye'den öteki güneydeki Arap ülkelerine yılda binlerce tır sebze-meyve- yedek parça vb sevk ediliyordu, o durdu.
3-Ülkemize gelen milyonlarca mülteci Türkiye’ye yük olmaya başladı.
4-Suriye'yle bozuşmamız varken Mürsi falan diyerek Mısır'la da bozuştuk; öteki Arap ülkelere giden tırlar roro gemileri ile daha masraflı da olsa Mısır üzerinden gitmek zorunda kaldılar; Mısır’ın iç işlerine karışıp Mürsi diyerek SİSİ ile de bozuşunca o yana ticaret de durdu.  SİSİ’ye bizimkiler “darbeci” falan deyince, SİSİ de elçimizi Mısır’dan kovdu.
5-Tüm bu Suriye olaylarında Türkiye sınırlarını koruyamaz oldu, Çin Seddi gibi Suriye sınırına kale duvarı gibi sınır boyu duvar çekmek zorunda kaldı. Teröristlerin (hangi örgüt olursa olsun) sınırlarımızdan geçip ülkeye girdiği ve yine aynı yolda ülkeden çıktığı kabul edilen bir gerçek.
6- Karışmasa idik, Suriye topraklarında 70 şehit onca yaralı vermeyecektik, o kadar maddi kayıp olmayacaktı. AKP-RTE yönetiminin Suriye konusunda yanlış politikası ülkemize çok büyük maddi manevi zarara neden oldu.
7-Suriye’deki iç savaş PKK yı güney sınırımıza doğru uzanmasına neden olmuş, ABD nin desteği ile PKK bölücü terör grubu Kuzay Irak’tan PYD, YPG adı altında güney sınırımıza doğru uzanmış, PKK yı güneyimizden de komşu yapmıştır. Yani PKK nın Türkiye üzerindeki hareket alanını genişletmiş, ülkemiz için çok büyük tehlike oluşmuştur.
Sonuç olarak,  Suriye’de iç savaş olmasa da, Beşar Esad ülkesine tam sahip olabilseydi yukarıdaki tehlikelerin, olumsuzlukların hiç birisi olmayacaktı. Türkiye Esad’a muhalif gruplara yardım etmekle kendine, Türkiye’ye zarar veren unsurları yaratmıştır.
AKP-RTE yönetimi Suriye politikasında  ileri görüşlü olmadığı gibi, ülkemiz, din ve mezhebe dayalı bir aşiret yönetir gibi yönetilmiştir. Sonunda da “kandırıldım, aldatıldım, milletim beni affetsin” diye kendini masum-mağdur göstermeye çalışmıştır. Oysa ileri görüşlü devlet adamı aldatılmaz, bu olumsuzlukların sonunda da yargılanmasa bile istifa ederdi.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com

Cevat Kulaksız

0 yorum:

Yorum Gönder