18 Nisan 2017 Salı

Şaibeli Hukuksuz Anayasa Referandumu Yaşadık

Şaibeli Hukuksuz Anayasa Referandumu Yaşadık
16.4.2017 tarihinde yapılan, Türkiye’nin yönetim şeklini değiştiren ve tüm ülkenin kaderini bir adamın iradesine teslim eden anayasa değişikliği oylaması, hileler, suistimaller insafsızlıkla anılacak.
Bilmem dikkatinizi çekti mi; AKP iktidara geldiğinden beri tüm sınavları ve anayasa referandumları şaibeli ve mahkemelik. Bunu YSK luna yapılan itiraz ve uygulamalar ile nice sınavların mahkemelere düşmüş olaylarında gözlemledik.
HAKÇASINA BİR YARIŞ OLMADI: İktidarın, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün elemanları meydanlarda “EVET” için propaganda yaparken, “HAYIR” ı savunan muhalefet safında olanların meydanlara izin verilmeyip salonlara hapsedilmesi, gerçekten görülmemiş haksızlık örneğini oluşturuyor.
İktidarca muhalif olarak bilinen “hayır” cı gruba karşı öylesine tehdit, baskı, gözdağı, saldırı uygulanmış, ne ki hayırcıların afiş ve pankartları belediye ve polis tarafından parçalanmış, saldırıya uğramış yer yer polis tarafından gözaltına alınmışlardır. Devletin parası, tüm organları alabildiğine kullanılmış, ayrıca valiler, kaymakamlar, müftüler, imamlar hatta Diyanet bile evet i savunan propaganda aracı haline getirilmiştir.

“EVET” İ DESTEKLEMEYENLER “KÂFİR” Mİ?
İktidara geldiklerinden bu yana sürekli her fırsatta dini, din adamlarını, Diyaneti kendi çıkar amaçlarına kullanan iktidar ve yandaşları, bu referandumda da dini oylamaya alet ettiler; “hayır” diyenleri cehennemle tehdit edilirken, “evet” diyenlere cennet vaat ediyorlardı. Ne ki “evet”i desteklemeyenlere “kâfir” diyecek kadar gözlerini hırs bürümüştü. Bir paylaşım sitesinde bir imamın söylediklerini görünce dehşete kapıldım. Orada aynen şöyle yazıyordu: “SAYIN ERDOĞAN’IN GETİRECEĞİ YENİ ANAYASA KURAN YETERSİZ GELDİĞİ İÇİN KENDİSİNE HZ. CEBRAİL VASITASIYLA VAHİY EDİLMİŞTİR. DESTEKLEMEMİZ GEREKİYOR, DESTEK VERMEYEN KÂFİRDİR”.

ANAYASA GİZLİ SAKLI HAZIRLANAMAZ
Anayasalar hazırlanırken önce, ülkenin en büyük, en seçkin sivil toplum örgütlerinden (Barolar, TUSİAD, ADD vb) seçilen ve tanınan kişiler, Hukuk fakültelerinden seçilen anayasa profesörleri vb yeteri kadar seçilen kişilerden oluşan bir “anayasa hazırlama komisyonu” oluşturulur. Böylece her meslek insanlarının görüşlerinin alınması ve katkılarıyla en olgun, beğenilen anayasa taslağı oluşturulur.
Seçkin hukukçuların açıklamalarına göre, böylece hazırlanan ve çağdaş normları içine alan taslak TBMM meclisinde de tartışıldıktan sonra halkoyuna sunulur.
  Ama AKP nin gizli saklı hazırladığı anayasa değişikliği taslağına baktığımız zaman, sadece RTE yi kurtaran, ona yargıyı bağlayan, demokrasi tarihimizde Atatürk’e bile verilmeyen ayrıcalıklarla tek kişilik anayasa teklifi görünümünde. Bu çelişkiler ve ayrıcalıklar kırsal kesim İç Anadolu Bölgesindeki halka açıklanamadı.
Bütün devlet bürokrasisini ve devletin çatısını oluşturan yasama, yürütme ve yargıyı RTE ye, tek kişiye bağlayan tek kişilik bir ucube anayasa önerisi karşımıza çıkıyor.
Anayasa değişikliği de olsa, vatandaştan gizli hazırlanmaz; bu halka sunulup onaylanan anaysa değişikliğini iktidarın milletvekilleri bile bilmediğini, sadece Şükrü Karatepe gibi danışmanların RTE ile baş başa verip, ülkenin tüm idari mekanizmasını özelikle üst yargıyı tek kişiye bağlayan bir aşama geçirdiğini görüyoruz.  

“OLAĞANÜSTÜ HAL DÖNEMLERİNDE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILAMAZ”
Cumhuriyet ve demokrasi tarihimize kötü bir not olarak düşecek olan bu anayasa değişikliği her yönden çok şaibelidir. Olağanüstü hal dönemlerinde anayasa ve anayasa değişikliği seçimi, referandumu yapılamaz.
AKP OLAĞANÜSTÜ HALDE ANAYASA YAPMAYACAĞIZ” DİYE KARAR ALMIŞ
Bakınız AKP nin kurucularından Hukukçu Ertuğrul Yalçınbayır bir panelde neler diyor:
“3 Ocak 2003 günü 58. Hükümet içinde vardım. Acil eylem planının 3 ncü bendinde demokratikleşme ve hukuk işleri bölümünde nerelerden görüş alınacak, hukuk fakültelerinden, barolar birliğinden, ilgili sivil toplum örgütlerinden, daha hazırlık safhasında teklif oluşmadan önce bir sivil anayasa teklifi nasıl yapacağımızı söyledik. Ve dedik ki OLAĞANÜSTÜ DÖNEMLERDE ANAYASA YAPMAYACAĞIZ. OLAĞANÜSTÜ DÖNEMLERDE SÖZ YAZI DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ CEREYAN ETMEZ. BU NEDENLE OLAĞANÜSTÜ DÖNEMLERDE ANAYASA YAPILMAZ. Bunu dünyanın çeşitli anayasaları öngörmüş. İspanya anayasasına bakın, Fransız anayasasına birçok anayasalarda bunlar öngörülmüş. Bunlar ortak aklın ve tecrübenin ürünü. Bir savaş halinde, bir seferberlik halinde, BİR OLAĞANÜSTÜ HALDE SİZ ÖZGÜRLÜKLERİ SINIRLADIĞINIZ BİR AHVALDE NASIL TARTIŞMAYI YAPARSINIZ. Yapmayacağız dedik ve ayrıca dedik ki, MECLİSTEKİ ÇOĞUNLUĞUMUZA DAYALI OLARAK ANAYASA TEKLİFİ GETİRMEYECEĞİZ” DEDİK. İster tek başımıza, ister diğer başka partiyle ortaklaşarak, eğer bu şekilde anayasa yapılırsa, ertesi günden itibaren meşruiyeti tartışılır”.[1]

Şaibeli Hukuksuz Anayasa Referandumu Yaşadık
YÜKSEK SEÇİM KURULU ÇİFTE STANDART UYGULUYOR.
Daha önce Yüksek Seçim Kurulu mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmayacağını duyuran açıklamasından sonra, Yüksek Seçim Kurlu ani bir kararla bunları geçerli saydı. Böylece iki buçuk milyon oy şaibeli hale geldi.
SeYüksek çim Kurulundan (YSK) üç yıl arayla iki farklı karar çıktığına tanık oluyoruz. Bilindiği gibi AKP, mühürsüz oy ve zarf yüzünden 2014 te seçimi iptal ettirmişti. 30 Mart 2014 seçimlerinde Bitlis Güroymak Belediye Başkanlığı seçimine AKP itiraz etmişti. Bir sandıktan mühürsüz oy çıkmıştı. Orada İl Seçim Kurulu AKP nin itirazını kabul etmiş, seçimi mühürsüz oy yüzünden seçim iptal etmişti. Yine aynı seçim kurulu yurt dışında kullanılan mühürsüz oy pusulalarını geçersiz saymıştı. Şimdilerde aynı kanun yürürlükte olduğu halde, o dönemde de YSK nun başında bulunan Başkan Sadi Güven, aynen “referandumda mühürsüz oylar da geçerli” diyerek yasayla çelişen duruma düşmekte.
Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun, 8 Nisan 2010 tarihinde değiştirilmiştir. Bu kanunun 98. maddesi şöyledir: “… üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersiz sayılır.” Aynı kanunun 101. maddesi de şöyledir: “… arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan birleşik oy pusulaları geçerli değildir.” Bunun yanında 15 Şubat 2017 tarihindeki YSK’nun 103. kararının 44. maddesi D bendi şöyledir: “üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar geçersizdir.”
Yasa hükmü böyle iken, YSK mühürsüz zarfları nasıl geçerli sayar.
Bu duruma göre, AKP nin memuru gibi davranan Yüksek Seçim Kurulunun iki ayrı uygulamasına baktığımız zaman, yasaları uygulamayan ya da aldığı kararları yasaların üstünde gören bir YSK ile karşı karşıya bulunmaktayız. YSK yasayı bir öyle, bir böyle uygular mı?
Yine AKP nin 2010 yılındaki önerisi ile ilgili kanunda değişiklik yapılmış, “oy pusulalarının konulduğu zarfta sandık kurulu mührünün basılı olması koşulu getirildi. İlgili yasa maddesine, “ mühürsüz zarflar saklanır ve kesinlikle açılmaz” hükmü getirildi, yani iptal anlamında. Aynı başkan aynı yasa yürürlükte olduğu halde 16 Nisan referandumunda da böyle mühürsüz zarf ve oyları AKP linin başvurusu ile iptal saymıyor.
Bilindiği gibi, FETÖ soruşturmasından seçim kurulu üyelerinden bazıları meslekten çıkarıldığına, bazılarının da tutuklandığına baktığımız zaman, seçim kurullarının iktidarın tüm seçim e referandumlarında yanlı davrandıkları,  hepsine yapılan şikâyet ve yakınmalardan anlıyoruz.
AB: “TÜRKİYE İÇİN ÜZÜCÜ” DEDİ.
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri, “Türkiye Avrupa değerlerinden koptu” dedi. Referanduma ilişkin, “Bu Türkiye’deki bütün demokratlar için üzücü bir gün. Bu ülkenin kuvvetler ayrılığına saygı duymayan, hiçbir denetim mekanizması bulunmayan bir anayasayla Avrupa Birliği’ne (AB) katılamayacağı açık. Paket değiştirilmeden uygulanırsa, bu durum AB yle müzakerelerin askıya alınmasına yol açacaktır. Oylamanın sonucu, Avrupa değerlerinden büyük bir kopuş anlamına geliyor” dedi. Piri, attığı Tweet’te ise,” AGİT raporlarını endişeyle bekliyoruz” ifadesini kullandı.

 AGİK İN RAPORU OLUMSUZ  
 "eşit olmayan şartlarda" gerçekleştiği sonucuna vardı.
Şaibeli Hukuksuz Anayasa Referandumu Yaşadık
Türkiye'de bulunan uluslararası gözlem heyeti, anayasa değişikliği referandumunun
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na göre (AGİT) Türkiye'de düzenlenen referandum, "uluslararası standartların gerisinde" kaldı.
Uluslararası gözlem misyonu, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (AGİT/DKİHB), Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) ortak AGİT üyelerinin düzenlediği toplantıdan satır başları şöyle:
- Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı/ Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Birimi (AGİT/ DKİHB) tarafından oluşturulan Sınırlı Referandum Gözlem Heyeti'nin (SSGH) düzenlediği basın toplantısında konuşan Heyet Başkanı Tana de Zulueta, "standart dışı sahada Oynandığı”nı söylediği referandumda, "evet" ve "hayır" taraflarının "eşit olmayan koşullarda" yarıştığını vurguladı.
- “Oy sayım prosedüründe son değişiklikler önemli bir güvenceyi ortadan kaldırdı. YSK'nın mühürsüz pusulalar hakkındaki kararı kanunla çelişkili” ifadesi kullanıldı.
- Referandumun kilit noktaları konusunda tarafsız bilgi sağlanmamış, STK'ların katılımı mümkün olmamıştır.
- Türkiye'de referandum OHAL ortamında gerçekleşti. Binlerce vatandaşın görevden alınması ve tutuklanması siyasi ortamı olumsuz etkilemiştir.
- Anayasa referandumu uluslararası standartlara uyumun gerisinde kaldı. Sayım sürecindeki son dakika değişiklikleri önemli bir güvenceyi ortadan kaldırmıştır. Bu duruma da muhalefet itiraz etmiştir.
- Personelimiz bir buçuk aydan beri Türkiye'de ve olan biten her şeyi gözlemledi. Venedik Komisyonu'nun raporunu ve bizim hazırladığımız raporları göz önünde bulundurmamız gerekiyor...
- Referandum sürecinde hukuki çevreler kısıtlıydı. Demokratik bir referandum için taleplerimiz oldu ancak sınırlı kaldı. İfade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi özgürlüklerin de kısıtlandığını gördük. OHAL gereklerinin bazı uygulamalarda üstüne çıktığını gördük ancak itiraz etmek mümkün olmadı.
- Anayasa referandumunda anayasanın 72 maddesinin değişikliği tek bir paket olarak uygulandı. Bu durum uluslararası uygulamaya çok uygun değil. Seçmenlerin tek tek maddeleri ele alarak oy kullanması gerekiyordu ve oy pusulalarında tercih yer almadı. Aynı zamanda devlet seçmenlere 'tarafsız bilgi' sağlanması konusunda bir adım atmadı. Seçmenlerin 'seçim özgürlüğü' kısıtlandı.
- Referandumun teknik boyutları iyi uygulandı. Ancak seçim kurulları çok şeffaf değildi, halka kapalı bir takım uygulamalar oldu, sınırlı sayıda gözlemci vardı. YSK ya yapılan itirazlara rağmen oturumlar kapalı yapıldı ve hâkim ve savcıların referandum süresince baskı altında tutulması da yargının bağımsızlığı üzerinde etki yarattı.
- 58 milyon seçmen bu referandum için kaydedildi. 2,9 milyon seçmen de yurtdışındaydı. Ancak özellikle güvenlik tehditleri nedeniyle ikamet ettikleri yerlerden kaçmak zorunda kalanlar bu kayıt konusunda zorluklar yaşadı. Ve bu kişilerin oy kullanamadığı konusunda bize bilgi verildi.
- Her partiye aynı fırsatlar verilmezken, kampanyalar da sınırlı tutuldu. Kampanyalar dengesi bir şekilde yürütüldü. Hayır destekçilerine 'terörist' denmesi, kampanyanın kirletilmesidir. AGİT, kampanya standartlarının adil olmadığını vurgulamaktadır. [2]
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
SONNOTLAR

[1] Ankara Konağı’ında 4.03.2017 günü Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) önderliği ve yönetiminde, “Gazi Meclis’in Önderleri Hayır Diyor” adlı panel konuşması.

[2] http://www.cnnturk.com/dunya/son-dakika-agitten-referandum-aciklamasi

 Cevat Kulaksız

0 yorum:

Yorum Gönder