12 Nisan 2017 Çarşamba

İnandıramıyorsunuz! - Gündüz Akgül

İnandıramıyorsunuz! - Gündüz Akgül
Son günlerin gündemi, 16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğidir.
Bu konuda yapılan tartışma programlarında, ters yüz edilen gerçekleri ibretle izliyorum.
Evet ’i savunan yandaş basın mensupları, partilerin yetkilileri, öğretim üyeleri, ağız birliği etmişçesine, bu Anayasa değişikliği geçerse, terör bitecek, refah gelecek, insan hak ve özgürlükleri sağlanacak, işsizlik azalacak, yürürlükte olan Anayasa’ya göre yalnız vatana ihanetten yargılanan Cumhurbaşkanı yargılanır hale gelecek diyorlar.
Değişikliği çok iyi inceleyen bir hukukçu olarak, her sava inanmadığım konusunda verilecek yanıtlarım olmasına karşın, her biri bir yazı konusunu oluşturacak kapsamda olduğundan, bu yazıda sadece Cumhurbaşkanı’nın yargılanabileceğini savlayanlara yanıt vermek istiyorum.
Bilindiği gibi halen 550 olan Milletvekili sayısı bu değişiklikle (madde 2) 600 milletvekilliğine çıkarılıyor.
Cumhurbaşkanının Cezai sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 105 maddesi, bu değişikliğin 9. Maddesiyle değiştirilerek, Cumhurbaşkanı bir suç işlediğimde, üye tam sayısının salt çoğunluğunun (301) vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
Bir ay içinde Meclis üye tam sayısının beşte üçünün (360) gizli oyu ile soruşturma açılmasına karar verebilir.
Soruşturma kararından sonra, siyasi partilerin güçleri oranında verecekleri üyelerin üç katı üye aday gösterecekler ve her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekmek suretiyle 15 kişiden oluşturulan komisyon tarafından soruşturma yapılır.
Komisyon soruşturma sonucunu bir raporla iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Bu surede soruşturma bitilmezse, komisyona bir aylık kesin sure verilir.
Başkanlık 10 gün içinde raporu dağıtır ve dağıtımdan 10 gün sonra Genel Kurulda görüşülür ve Meclis üye tam sayısının üçte iki (400) üyenin gizli oyu ile Cumhurbaşkanını Yüce Divana sevk kararı alabilir.
Açıkladığım bu bölüm, Cumhurbaşkanının Yüce Divana sevk yöntemidir.
Bu yöntemle Cumhurbaşkanının Yüce Divana sevk edilmesinin olanaksız olduğunu söylüyorum.
Bu savıma itiraz ettiğinizi duyar gibi oldum.
Anlatayım.
1-Hukukta bir kural vardır. Takdir hakkı olmadığı zaman tümce “verilir, istenir, alınır” şeklinde sona erer. Dikkat edilirse yukarıda anlatılan soruşturma yönteminde takdire yer bırakılacak şekilde altını çizdiğim “istenebilir, verebilir, alabilir” sözcükleri ile ifade edilmiştir. Buda şu demektir. 301 üye soruşturma önergesi verdiğinde, 360 üye soruşturma kararı vermeyebilir. 360 üye soruşturma kararı verdiği takdirde, 400 üye Yüce Divana sevk kararı vermeyebilir. BU BİR.
2-Anayasanın 77 maddesini değiştiren 4. Madde Cumhurbaşkanı ve Milletvekilleri seçimlerinin birlikte ve beş yılda bir ayni günde yapılacağı hükmünü getirmektedir.
Cumhurbaşkanı seçimini düzenleyen Anayasanın 101 maddesi değişikliğin 7. Maddesi ile değiştirilmiş ve Cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceğini, genel oyla yapılacak seçimde oyların salt çoğunluğunu (%51) alan adayın Cumhurbaşkanı seçileceğini belirtmiştir.
 Şu anda yürürlükte olan Anayasanın 101 maddesinin son fıkrasına göre, Cumhurbaşkanı seçilen kişinin, varsa partisiyle ilişkisi kesilir hükmü, değişiklikle kaldırılmış ve Cumhurbaşkanı Partisiyle ilişkisini kesmediği gibi, parti Genel Başkanı da olabiliyor.
Parti Genel Başkanı olarak Milletvekili adaylarını belirleyen bir Cumhurbaşkanı, %51 ile seçildiğine göre, partisi çoğunluğu sağlamasa bile, en az 600 milletvekilinin 250’sini alabilir.
Mecliste Partisinin 201 milletvekili olan bir Cumhurbaşkanının Yüce Divana gönderilmesi olanaksız hale geliyor. Çünkü geriye kalan 399 milletvekili Cumhurbaşkanının Yüce Divana göndermeye yetmiyor.
Onun için diyorum ki,
Bu değişiklikle Cumhurbaşkanı yargılanabilir diye hiç kimse aklımızla alay etmesin. BU İKİ.
Söyledikleriniz beni inandıramıyorsunuz.
Anlatabildim mi?
İtiraz eden varsa ban bunu aksini kanıtlasın.

12.04.2015
Gündüz AKGÜL 
Emekli Cumhuriyet Savcısı

0 yorum:

Yorum Gönder