5 Nisan 2017 Çarşamba

Erdoğan da Fetullah da Ağlayarak Kazanıyorlardı - Cevat Kulaksız

“Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim en karlısının din ticareti olduğunu öğrendim”.  Osman Bölükbaşı

“Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki milleti mahveden harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir”. Mustafa Kemal Atatürk (1923)

Erdoğan da Fetullah da Ağlayarak Kazanıyorlardı - Cevat Kulaksız
Hani küçüklüğümüzde hatırlayınız, çocuk ağladığı zaman, anne çocuğuna meme veya mama verir. Ayrıca bir halk özdeyişi vardır, “ağlamayana mama vermezler” diye.
Ağlayan bir çocuk, bir insan gördüğümüz zaman mutlaka etkileniriz, hüzünleniriz en azından.
İşte Fetullah Gülen’le R.T.Erdoğan da insanları etkilemek için muhtemelen ağlama numarası yapıyor olmalılar, hani “timsah gözyaşları” derler ya, ağlamaları işte öyle bir şey olsa gerek.
Fetullah Gülen, ilkokulu zor bitirmiş, İlahiyat Fakültesi düzeyinde okumamış, ezberlediği ayet ve sürelerle camilerde vaaz veren bir din görevlisi idi. Yalnız camilerde vaaz verirken sesinin tonunu öylesine azaltıp çoğaltıyor, vurgusunu zamanında yaparken dinleyiciye daha bir heyecan vermek için bayağı ağlıyordu.
Dinleyici de buna paralel olarak etkileniyor, muhtemelen onlardan da ağlayanlar oluyordu. Vaazi dinleyenler “ sesinin tonunu öylesine azaltıp çoğaltıyor, vurgusunu zamanında yaparken dinleyiciye daha bir heyecan vermek için bayağı ağlıyordu.
Dinleyici de buna paralel olarak etkileniyor, muhtemelen onlardan da ağlayanlar oluyordu. Vaazi dinleyenler “vay be ne etkileyici hoca, vaazın heyecanından adam gözyaşları döküyor” propagandasını yapıyorlardı.
Getullah Gülen’in bir videosundan izlemiştim, yanında iki tane yelpaze sallayanlar [1], yelpazeyi sallarken krize girmiş olan Fetullah’ın karşısında ağlıyorlardı. Yelpazenin serinliğinden oflaya puflaya kendine gelen Fetullah Gülen şöyle felsefik cümle söylüyordu: “korkmayın sizin karşınızda ölecek kadar şanslı değilim”. Bu sözle birlikte oradakiler uğultularla ağlaşıyorlardı.
Böylece cami cami verdiği vaazlarla halkı, cemaati etkisi altına alıyor, onun da ünü dalga dalga yurda yayılmaya devam ediyordu. Bu duygusallık beğenisi öylesine ayılmaya başlayınca, halk-cemaat onda keramet göremeye başlarken, ayrıca biat ediyorlardı. Zaman içerisinde devlet ve gerici iktidarlara ve partilerin de desteğini alıp ünü arttıkça vaazları TV lardan bile yayınlanmaya başladı. Kurduğu gizli örgüt gibi ünü yayılırken, zamanında Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit’in de bulunduğu devlet protokolüne de giriyordu. Protokol bir yana artık Vatikan papa sı ile el ele buluşuyorlardı. Bir yandan ağlamaklı vaazları devam ediyor, öte yandan müritleri, biatçileri eliyle başarı öğrencilere Işık evlerine çağırttırıyor,  onları örgütlenmeye devam ediyordu.
Erdoğan da Fetullah da Ağlayarak Kazanıyorlardı - Cevat Kulaksız
Bir yandan da “himmet parası” adı altında efsunlu dinli kaynağa paralar da akmağa başlamıştı, taa Bankasya’ya kadar. Cumhuriyet tarihinde değil, Osmanlı Tarihinde de, Selçuklu tarihinde de, halkını, devletini bu denli aldatarak hiçbir şeyh, şıh, keramet ehli, dede vb din adamı FETÖ gibi zenginlik ve itibara ulaşamamıştı.
Bir Başbakan’ın Fetö cüler için “ne istediler de vermedik” sözünden anladığımız kadarıyla, Laik TC devletindeki biatçilerin, devlet adamlarının destek ve himayesinde palazlanmış korunmuş,  RTE-AKP iktidarlarının aymazlığı döneminde birliktelik, ortaklık, himaye zirveye çıkarak adeta koalisyon ortaklığına dönmüş ortak yaşamları.
Tüm yaşamı sürecinde Fetullah Gülen, bunca itibara, bunca varlığa ağlayarak verdiği vaazlarla halkın inanç duygularını sömürerek, “keramet ehli” aldatmacasına yükselip koskoca TC ni bile darbe ile ele geçirme aşamasına gelmişti. FETÖ devleti ele geçirme hamlesi ayağına dolaşarak, 15 Temmuz 2016 da 250 şehit vererek kendine “dur” denilebilmişti. Çağdaş bir yönetim, güya çağdaş bir yönetici, böylesine dinsel sömürü ve ihanet tuzakları içindeki gerici biriyle ortak yönetim kurabilir mi?
Kısaca, Fetullan Gülen, ilkokulu dışarıdan zor bitirmiş bir köy cami vaizi iken, salya sümük ağlayan vaazlarıyla “keramet ehli” vasfı ile milyonlarca kitleyi peşine sürüklemiştir.
Bu da Laik TC nin Atatürk Devrimlerini özümseyemeyen saflığından, cehaletinden olmuştur. Çağdaş bir toplumun insanı, böylesine ikiyüzlü, takiyeci, insanları dinle aldatanların ağlama gösterisine kanmaz.
Erdoğan da Fetullah da Ağlayarak Kazanıyorlardı - Cevat Kulaksız

RTE DE FETULLAH GİBİ AĞLAYARAK KAZANIYORDU
Erdoğan da Fetullah da Ağlayarak Kazanıyorlardı - Cevat Kulaksız
Fetullah’la aynı dinci kafa yapısına sahip olan R.T. Erdoğan da, dini simgeleri kullanarak, birçok olay karşısında ağlama gösterisi yapıyor, ondan bir duygusal nema, puan alıyordu.
İsterseniz burada, Sözcü’de yazan Sayın Zeynep Gürcanlı’nın tespit ettiği,  R.T. Erdoğan’ın ağlamasının yer ve zamanını tespit ettiği yazısından alıntı yaparak  (ve de iznine sığınarak) biz de ondan aktaralım:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da 5′inci Uluslararası Kadın Emeği Buluşması'na katıldı. Programda “Allah'ım Cumhurbaşkanı'mızın hizmetlerini tamamına erdirmeyi nasip et. Şayet buna ömrü vefa etmeyecekse ve benim ömrüm var ise Rabb'im lütfen benim ömrümü ona ver” diyen bir kadının sözleri Erdoğan'ı ağlatmıştı.
Erdoğan, gerek Başbakanlığı döneminde, gerekse Cumhurbaşkanı olduktan sonra, vatandaşların oy kullandığı her seçim ya da referandumdan önce mutlaka ağlamıştı. İşte Erdoğan’ın ağlama karnesi:
* 2004 yerel seçimleri öncesinde türkü dinleyip ağladı–  Erdoğan, katıldığı toplu nikâh töreninde “ağlama annem” adlı şarkının çalınması sonucu ağladı
* 2007 genel seçimleri öncesinde, İstiklal Marşı okuyup ağladı– Erdoğan, TBMM’deki grup toplantısında İstiklal Marşı’nın sözlerini okudu ve kürsüde canlı yayında ağladı
* 2009 yerel seçimleri öncesinde, kendi kendisini şiir okurken görüp ağladı-Erdoğan, “başbakan özel” başlıklı canlı televizyon programına katıldı. Burada Erdoğan’ın daha önce okuduğu bir şiirin görüntüsü ekrana geldi. Erdoğan, kendi kendisini şiir okurken izleyerek, canlı yayında ağladı.
* 2010 referandumu öncesinde – Referandumdan “evet” oyu çıkması bıçak sırtındaydı. Bu nedenle Erdoğan bir kez değil, iki kez ağladı. 2010 referandumu öncesinde ilk ağlamasını yine AKP grup toplantısında canlı yayın sırasında gerçekleştiren Erdoğan 12 Eylül’de idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu’nun yazdığı son mektubu okudu. Kendi okuduğu mektuba ağladı. İkinci ağlama ise, yine canlı yayınlanan bir televizyon programında geldi. Programda Ahmet Kaya’nın “Şafak Türküsü” şarkısını söylerken görüntüleri yayınlandı. Erdoğan da bu görüntülere bakıp ağladı.
* 2011 genel seçimleri öncesinde gazete okudu ağladı- Erdoğan, 2011 genel seçimlerini de boş geçmedi. 2011’de de yine grup toplantısında kürsüden gazete haberi okuyup ağladı.
Erdoğan 2014 yerel seçimleri öncesi Mısır’da yaşamını yitiren Esma için ağlamıştı.
* 2014 yerel seçimleri öncesinde Mısırlı Esma’ya ağladı- Erdoğan, 2014 yerel seçimleri öncesinde de geleneği bozmadı; Bu kez Mısır’da darbeye direnirken ölen Müslüman Kardeşler üyesi Esma adlı genç kızın mektubuna ağladı, tabi yine katıldığı bir programda, canlı yayında. Seçimler bitti, Erdoğan ne Mısır’daki darbeden, ne de Esma’dan bahseder oldu.
* 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde türkü dinleyip ağladı-Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de Erdoğan, bu kez kutlu doğum etkinliklerine katlıdı. Burada söylenen türküler üzerine yine canlı yayında ağladı.
* 2015 (7 Haziran seçimleri öncesinde) iki kez ağladı-  7 Haziran seçimleri, AKP için kurulduğu günden beri en sıkıntılı seçimler oldu. Erdoğan da zaten bu seçimler öncesinde bir değil, iki kez ağladı. İlk ağlaması, Şubat ayında gerçekleşti. 28 Şubat konulu bir toplantıda, yine canlı yayında kameralar kendisini izlerken ağladı. İkinci ağlaması ise, hemen seçim öncesine “rast geldi”. Erdoğan Mayıs ayında Arnavutluk’a yaptığı ziyaret sırasında bir okulda öğrenciler şiir okudu. Tabi Erdoğan canlı yayında ağladı.
* 2015 (1 Kasım seçimleri öncesinde) bu kez ağlamadı ama gençliğinde ne kadar çok ağladığını anlattı- 2015 yılındaki iki seçim arasındaki zaman çok azdı. Erdoğan ağlayacak fırsat bulamadı. Ama bu seçimi de boş geçmedi; 1 Kasım seçimleri öncesinde ağlayamasa da, gençliğinde nasıl hüngür hüngür ağladığını anlattı. Katıldığı bir İmam Hatip programında aynen şöyle dedi; “İstanbul’da tek imam hatip vardı Fatih’te. Ben oradan mezun oldum. Hocalarımız bize şunu derdi. Oğlum buraya niye geldiniz? Okumaya geldik. Oğlum ölü yıkayıcısı mı olacaksınız? Biz ağlardık.”[2]
Görüldüğü gibi, gerek RTE gerek Fetullah ağlayıp duygu sömürüsü yaparak, dini kullanarak çıkar, devlet neması elde etmek için toplumu etkilerken, ayrıca iktidarını kaybetmemek için çağ dışı anayasa hilesi gibi akla hayale gelmedik çaba içinde olmaktadırlar. İki pareler lider de, kendilerini topluma kabul ettirmek için ağlamayı kullanıyorlardı.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com


DİPNOTLAR
[1] Bu yelpazecinin halen İzmir Bornova Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde diş teknisyeni olarak çalışan İsa Sönmez olduğu ve polisçe tutuklandığı öğrenildi
[2] http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/erdogan-yine-agladi-2-1126649/ Zeynep Gürcanlı Sözcü

0 yorum:

Yorum Gönder