20 Nisan 2017 Perşembe

DİNGO – KADI – AT – ÜSKÜDAR - Mehmet Halil Arık

DİNGO – KADI – AT – ÜSKÜDAR - Mehmet Halil Arık
Elini masaya tak tak vurdu adam. Öfkeliydi her zamanki gibi. İşaret parmağı havada kaldı bir süre. Belli ki; bugüne kadar söylenenlerden farklı bir cümle arıyordu. Salladı parmağını birkaç kez havada. Beden dili gösteriyordu ki, bulmuştu aradığı cümleyi. Döküldü peşpeşe…
- Türkiye Dingo’nun ahırı değildir!...
Önemsedim çıkışı… Dingo’dan çok, “ahır’a” odaklandım.
Her ne kadar “değildir” vurgusu kabullenmeyi şiddetle reddetmiş olsa da, bu ülkeyi hala “Dingo’nun ahırı” gören, birileri var(mış) demek ki!...
(Dingo’nun ahırı sıfatı kazandıran birileri… mi deseydim yoksa? )
*
Ahır sahibi Dingo kimdir, nerede oturur, dostları kimdir bilmem. Yap işlet devret yöntemiyle kayırmalı, korumalı, devlet garantili ahırlar kiralamış, köprüler kapatmış, mekanlar kapmış, rezidanslar yapmış…mıdır bunları da bilemem. Ama bu ülke insanlarının canları da malları da, bir karış toprağı da Dingo’ların cirit atmalarına fırsat bırakılmayacak kadar değerli olması gerektiğini iyi bilirim.
Şunu da bilirim ki; ancak, yasaların hakim kılındığı yerlerde dingolar yaşayacak “ahır” bulamaz.
*
Bunca Dingo nerede hayat buldu?... Bunca Dingo hangi “ahır”ları nasıl mekan tuttu?
En önemlisi de bunca Dingo’ların elinden kimler tuttu? Ne çok haini varmış bu ülkenin!?
Ne de çok düşmanı!?... Hadi bildik, haini kendi beslemesidir ülkenin… Ya bunca düşman, bunca dingo nasıl, nasıl ahır buldu ülke içinde.
Dünün Dingo’larına rahat ahırlarda mesken tutmaları sağlanırken, sınırlardan girişler denetimsiz kalırken, Ülke içindeki her 10 -12 kişiden biri göçmen statüsünde diledikleri yerlerde serbestçe dolaşmaları görmezlikten gelinirken, ülke çoktan Dingo’nun ahırı olmuştu.
Anayasa çiğnenirken, adamı yasalara uymaya zorlamak yerine, adama göre yasa ayarlamak için yola çıkmak neyin nesiydi!?.
“Buları (anayasa değişikliklerini) kendim için isteyecek kadar karaktersiz değilim” beyanının açık ettiği talebin “karaktersizlik” boyutu dikkate alınmazken, “dingolar” hangi saftaydı?
Bir bataklık yaratılmışsa, sivrisineklerden şikayet ancak aptalların işidir.
Türkiye’yi Dingo’nun ahırı olmaktan kurtarmayı,“Türkiye, Dingo’nun ahırı değildir!” söyleminden daha çok önemsiyoruz.
İçerde, dışarıda, ekonomide, hukukta, eğitimde sağlıkta, ülkeyi laik demokratik, sosyal bir hukuk devleti yapmak yerine, “yaratılan fiili durumun peşine takılıp” yasa tanımazlığa meşruiyet kazandırmakla, ülke, Dingo’nun ahırı olmaktan kurtarılamaz. Dingo’lara daha da yer açar!...
“Eşeğin yerine semerini dövdükçe, sopayı semerin kıçında kırsanız, ne yazar!?.” Derdi ninem.
Ah bir anlayabilsek, semeri dövmekle eşek yola gelmez!...
*
Keramet sözde değil, eylemdedir!...
“Dingo’nun ahırı değil!” demekle, ne Dingo’lar yok olur, ne de o ahırın eşekleri.
*
Anayasasında hala “sosyal hukuk” devleti” hükmü taşıyan devletin zirvesinden duyduğunuz bir sesle irkilirsiniz. ATI ALAN ÜSKÜDAR'I GEÇTİ. HABERİNİZ OLSUN!”
Bir tek “kesin sesinizi!” tehdidi eksik.
At hırsızlığına(!) meşruiyet kazandıran övgünün resmi ağızda(!?) alaycı ilanıdır bu !..
“Sür eşeği Niğde’ye!.” - “ Külahıma anlat- yasa, masa teferruat!” –
Teslim bayrağı mı çekmemiz istenmekte!?...
- ASLA!
Sözümüz yok; oğlan sizin, kız sizin – çatlatın kaynanayı. Amma ve lakin “kadı bizim, mahkeme bizim!” faslı girerse devreye bırakmazlar mahkemeyi tek başınıza size…
Dingolarla asıl mücadele o gün başlar.
Diyoruz ki; "atı alıp Üsküdarı geçtiğini sananlar yarıyolda hep yakalanmışlar ve tarihin çöplüğüne atılmışlardır. Tarih at hırsızlarını yazmaz değil…Yazar da ak sayfalarına yazmaz!.
Unutmayın ki; bir de "sabırla koruk helva olur" versiyonu vardır o sözün...Ayrıca, "kedi her zaman ciğer yemez" diyeni, "çekirge bir zıplar iki zıplar.." diyerek destur çekeni de vardır o sözün.
Kadının en "bozum" olduğu an, "mahkemeyi kendisine mülk sandığı andaki uğradığı hezimettir.
20 Nisan 2017
Mehmet Halil Arık
Emekli eğitimci - DENİZLİ
mehmethalilarik@gmail.com

0 yorum:

Yorum Gönder