27 Nisan 2017 Perşembe

Demokrasinin Ülkelere Sağladığı Güç Ve Saygınlık

Demokrasinin Ülkelere Sağladığı Güç Ve Saygınlık
Demokrasilerde; seçimler, sistemin olmazsa olmazıdır.Ancak, seçim zorunlu ise de, tek başına yeterli değildir.

Bir ülke;sadece, ülkeyi yönetenlerin seçimle iş başına gelmeleri nedeniyle demokrat olamaz.

Bir ülkede gerçek demokrasinin varlığından bahsedebilmek için, zorunlu olan seçimlerin, aynı zamanda adil ve eşit koşullarda yapılması da gerekir.

Bu da yetmez, öncelikle basın ve düşünceyi açıklama özgürlükleri olmak üzere, sadece kuru bir şekilde anayasa ve yasalara yazmak suretiyle değil, onları koruyan ve teminat altına alan, uygulanabilir kılan,ihlal edilmeleri halinde bu ihlalleri etkin bir şekilde denetleyebilen kuvvetler ayrılığı ilkesinin gereği olan bağımsız bir yargı ile teminat altına alınan insan hak ve özgürlüklerinin de bulunması gerekir.

Kuvvetler ayrılığının, bağımsız bir yargının, üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün, hesap sorulabilirliğin, şeffaflığın, sivil toplum örgütlerinin, iktidarı siyaseten ve mali olarak etkin bir şekilde denetleyebilen meclisin,  seçim barajı kaldırılarak meclis içinde oluşturulacak çoklu ve etkin bir muhalefetin bulunması da,gerçek bir demokrasi için, en az seçimler kadar elzemdir.

Eşit koşullarda ve adil bir şekilde yapılmayan Referandumdan;YSK'nın,yasaya açıkça aykırı bir şekilde aldığı mühürsüz oyları geçerli kılan kararının da etkisiyle,kıl payı evet oyu alan yeni anayasa ile bizim anladığımız şekilde gerçek bir demokrasinin ülkemizde gerçekleşmeyeceği ve işlemeyeceği çok açıktır.

Üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından, geçtiğimiz günlerde ülkemiz için alınan denetim altına alınma kararı da, maalesef ülkemizde demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri adına bir şeylerin iyi gitmediğinin açık bir göstergesi olmuştur.

Sayın Başbakan, birkaç ay önce yakın ve uzak komşularımız olan devletler arasında dostumuzu çoğaltacak, düşmanlarımızı azaltacağız demesine rağmen, bugün dostlarımızı artıramadığımız bir yana, kendilerine dost gözüyle baktığımız, Irak ve Suriyede IŞİD terör örgütüyle mücadele için oluşturulan koalisyonun en önemli ortakları olan Amerika ve Rusya ile bu koalisyon içinde dahi sorunlar yaşamaktayız.

Osmanlının; kötü yönetimler ve alınan kötü kararlar sonunda, bir zamanlar tüm dünyayı titreten gücünü, saygınlığını, inandırıcılığını ve caydırıcılığını yitirerek, hasta adam konumuna getirildiğini ve hasta adam damgasını yedikten sonra da, gün ve  gün eriyip gittiğini, asla unutmamalıyız.

Hasta adam damgasını yememek,saygınlığımızı,inandırıcılığımızı ve caydırıcılığımızı kaybetmemek için, devlet olarak  güçlü olmak, güçlü olmak için de, yukarıda önemli olanlarını sıraladığımız, en başta basın ve düşünceyi açıklama özgürlükleri olmak üzere, insan hak ve özgürlüklerine, kuvvetler ayrılığı ilkesine,yargı bağımsızlığına, etkin bir meclis denetimine, insanların örgütlenme haklarına, güçlü bir ekonomiye, şeffaflığa, hesap vermeye hazır olmaya saygılı ve sahip olmak zorundayız.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin; geçtiğimiz gün,Suriye ve Irak'ta bulunan Sincar ve Karaçok dağlarındaki PKK ve PYD kamplarına yönelik olarak yaptığı hava harekatı üzerine, sözüm ona müttefikimiz ve IŞİD ile mücadelede koalisyon ortağımız olan  Amerika ve Rusya'nın, bu harekat sebebiyle ülkemize karşı sergiledikleri, dostlukla ve ülkemizin menfaatleriyle asla bağdaşmayan, ülkemizin güvenliği için büyük tehlike arz eden PKK ve onun uzantısı PYD ve YPG yararına gösterdikleri tepkilere kızmak yanında, bu tepkilerden ülkemiz yararına dersler de çıkarmak zorundayız.

Bu nedenle, anayasada ne yazarsa yazsın,öncelikle insan hak ve özgürlüklerine, kuvvetler ayrımına,yargı bağımsızlığına,hukukun üstünlüğüne,şeffaflığa saygılı demokratik bir ülke olduğumuzu, uygulamalarla tüm dünyaya göstermeliyiz ve özellikle, orta doğuda Suriye ve Irak sınırları içinde yapacağımız harekatlar konusunda, tek başına ve  anlık kararlar almak yerine, ülkemizin  menfaatlerini masaya yatırarak, konuyu mecliste tartışarak, özellikle ana muhalefet partisinin de görüşlerini aldıktan sonra, bir daha geri adım atmamak üzere, şeffaf ve kalıcı kararlar almalıyız.

Suriye ve Irak sınırları içinde uygulanmak üzere alınan ve uygulanmaya başlanan  veya ileride alınacak ve uygulamaya konulacak olan sınır ötesi harekat kararlarında, Amerika, Rusya ve/veya bir diğer devlet ya da devletlerin olası muhalefetleri, önceden düşünülmeli ve değerlendirilmeli, o devletlerin endişelerini yok edecek olan haklı nedenlerimiz anlatıldıktan sonra, ülke yararı için alacağımız kararların uygulanmasına, geriye dönüş yapmadan,sonuna kadar devam etmeliyiz, Aksi halde, saygınlığını, inandırıcılığını ve caydırıcılığını yitiren bir ülke konumuna düşeceğimiz, bu durumdan da ülke olarak zarar göreceğimiz unutulmamalıdır.

27/04/2017
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Güner Yiğitbaşı

0 yorum:

Yorum Gönder