1 Nisan 2017 Cumartesi

Bürokrat - Gündüz Akgül

Bürokrat - Gündüz Akgül
Bürokrat, bir devlet kurumunda çalışan üst düzey yönetici olup, seçimle değil atama yoluyla göreve gelen kişilere denir.
Örneğin;
Müsteşarlar, Valiler, Büyükelçiler, Konsoloslar, Kaymakamlar, Genel Müdürler, Daire Başkanları bürokratlar sınıfına girerler.
Bürokratlar, diğer devlet memurları gibi 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına (DMY) tabidirler.
Bu yasanın, “Tarafsızlık ve devlete bağlılık” başlığı altında düzenlenen 7. Maddesinin 1. Fıkrası, “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.” Amir hükmünü içermektedir.
Bu yasanın 125. maddesi Devlet Memurları hakkında uygulanacak disiplin cezalarını düzenlemiştir.
 Kademe ilerlemesinin durdurulması, DMY’nin 125/D fıkrasında açıklanmış olup, bu fıkranın alt (o) bendinde, “Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak” eyleminden ötürü memura bu disiplin cezasının uygulanacağı açıklanmıştır.
Durup, dururken bunlar nerden çıktı dediğinizi duyar gibiyim.
Son zamanlarda, özellikle Anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulması süreci başladıktan sonra, bir çok devlet memurunun bu kuralları  göz ardı ederek, bir siyasi düşünce lehine görüş belirtikleri, yurttaşları baskı altına aldıkları, yazılı ve görsel medyada haber konusu yapıldığı halde haklarında herhangi bir disiplin işleminin başlatıldığını duymadığım için yazıyorum.
Örneğin;
-Trabzon’un Tonya İlçesi’nde, İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerinin İstiklal Marşı'nın kabulünün 96'ncı yıl dönümü nedeniyle düzenlenen etkinlikte marşı Arapça okudukları medya haberlerine yansıdı.
 Anayasa madde 3, “Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir.” Demektedir.
Marşımızı Arapça okutan memur yöneticilerin Anayasa’ya aykırı bu eylemleri için ne gibi bir işlem yapıldığını bilmiyoruz.
-Bitlis - Adilcevaz Kaymakam’ının, muhtarları çağırıp “köylerinden belirli bir oranda ‘Evet’ oyu çıkmadığı takdirde köylerine hizmet götürmeyeceğini, bütçeden pay ayırmayacağını ve mühürlerini ellerinden alacağını” söyleyerek tehdit ettiği haberleştirildi. Kaymakam hakkında gereği yapıldı mı? Yoksa terfi sırasına mı kondu? Bilmiyoruz.
- HAYIR dediği için MHP'den ihraç edilen Sinan Oğan'a Yozgat yapılan saldırı ile ilgili Yozgat Valisi skandal bir açıklama ile “saldıran kişilerin demokratik haklarını kullandıklarını” söylediği medya haberlerine yansıdı.  28 yıllık Cumhuriyet Savcılığım süresince, şiddet ve tehdit içermeyen sözle protestonun yasal hak olduğunu biliyorum. Ama şiddet ve tehdit oluşturan hiçbir saldırının demokratik hak olarak kabul edildiğine tanık olmadım.
Yozgat Valisi hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz.
-Her Türk yurttaşının mutlaka okuması ve demokrasimiz için, laik Cumhuriyet için başucu eseri olarak bulundurması gereken, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Söylevini (Nutuk), Yüksek Seçim Kurulunun 109 numaralı kararında sözü edilen armağan ve eşantiyon olduğunu kabul ederek, siyasi propaganda aracı gerekçesiyle okullarda dağıtılmasını yasaklayan Nilüfer İlçesi Kaymakamı hakkında bir işlem yapıldığını duyan var mı?
Devlet memuru olan Bürokratlar pervasızca böyle konuşurken, AKP alanlarda Anayasa değişikliğini anlatacağına, genel seçimlere giriyormuş gibi yıllardır yaptıklarını anlatıyor.
Güler misin? Ağlar mısın?
Oysa yurttaşların, bu Anayasa değişikliği ne getiriyor, ne götürüyor onu öğrenmeye gereksinimi var.
Durup dururken değil, bu yapılanların haklılığının hiçbir yasal dayanağı olmadığı için, yetkililer ve etkililer duysun diye yazıyorum.
Anlaşıldı mı?

 01.04.2017
Gündüz AKGÜL 
Emekli Cumhuriyet Savcısı

0 yorum:

Yorum Gönder