9 Mart 2017 Perşembe

Muharrem İnce’nin Anayasa Paneli Konuşması

“Memleketimize Gelen Felaketlerin Çoğu Şahsi İdareden Gelmiştir. Biz Öteden Beri Böyle Bir İdareyi Bertaraf Etmek İçin Mücadele Ettik. “Padişahlıktan Yeni Kurtulduk, Başımıza Yeni Padişahlar mı Arıyorsunuz.
  Bu Kadar Geri Kalmamızın Başlıca Amillerinden Biri de Budur. M. Kemal  Atatürk
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) önderliği ve yönetiminde, “Gazi Meclis’in Önderleri Hayır Diyor” adlı panel düzenlendi. Ankara Konağı’ında 4.03.2017 günü düzenlenen panelde, 16 Nisan’da yapılacak olan anayasa değişikliğindeki hukuka, evrensel demokrasi değerlerine uymayan değişiklik teklifine neden “HAYIR” denmesi gerektiğini, konuşmacılar,  Hüsamettin Cindoruk (Önceki TBMM Başkanı), Ertuğrul Yalçınbayır (AKP Kurucu Üyesi ve önceki Başkan Yard), Muharrem İnce CHP (Yalova Milletvekili), Onur Öymen (Emekli Büyükelçi) görüşlerini açıkladılar. 500 kişilik salonu tamamen dolduran seyirciler arasında bazı eski yeni parlamenterler, emekli subaylar, akademisyenler bulunuyordu; panelde seyirciler ellerinde Atatürk resmi işlenmiş bayraklarını sallayarak İzmir Marşını söylüyorlar, coşkunca tezahürat yapıyorlardı. Salonun bütün boşluklarına sandalyelerle takviye yapılmasına karşın, paneli pek çok kişinin ayakta izledikleri görüldü. Çok rağbet gören bu konuşmaların dört duvar arasında kalmaması için, büyük emek harcayarak, çok değerli konuşmacıların konuşmalarını yazıya dökerek konuşma sırasına göre okuyucularımıza sunacağız. Ancak bütün konuşmaların yazıları çok uzun olacağından sıra ile her konuşmayı bölümler halinde size aktaracağız.
Gerçekten bu anayasa değişikliği önerisinin Cumhuriyetimiz için ne kadar zararlı, yıkıcı olduğunu, bu değerli konuşmacılar, halkın anlayabileceği şekilde sundular. Biz de büyük emek harcayarak bu çok yararlı konuşmaları kelimesi kelimesine size aktarmayı vicdani bir görev bildik.
AKP-RTE iktidarının alelacele hazırlayıp halka iyice açıklanmadan, OHAL baskısı ile halka yutturulmaya çalışılan, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen bu ucube anayasa değişikliğinin halkımıza daha iyi tanıtılması, böylece olumsuz yönlerinin kavranması ve toplumca “HAYIR” denilmesi için bu konuşmaların geniş kitlelere ulaştırılması gerekmektedir. İktidarın, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün elemanları meydanlarda “evet” için propaganda yaparken, “HAYIR” ı savunan muhalefet safında olanların meydanlara izin verilmeyip salonlara hapsedilmesi, gerçekten görülmemiş haksızlık örneğini oluşturuyor. Özellikle halkımıza çok daha fazla açıklanması gereken bu çok değerli görüş ve konuşmaları okuyucuya sunmak istedik, umarız yararlı olur. Bu 4. son bölümde Muharrem İnce’nin konuşmasını sunacağız. Muharrem İnce, konuşmasını şaka, espri, kinaye, alkışlar, kahkahalar arasında sürdürdü.

MUHARREM İNCE’NİN ANAYASA PANEL İ KONUŞMASI
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
“-Muharrem İnce, konuşmasından önce izleyenlerce alkışlarla tezahürat yapıldı. “Kamyon arkalarında -kaderimse çekerim- yazar ya, bir Yalova’lının kaderi zaten son konuşmadır, Allah’tan Zonguldak var. Allah’tan Yalova’dan sonra Zonguldak var Mecliste, onun için alışkınım. Kısa kısa.
16 Nisan’da sandığa gideceğiz. Birileri evet diyecek, birileri hayır diyecek. Evet diyenler de bu memleketin evladıdır, hayır diyenler de bu memleketin evladıdır. Evet diyenler de bu memleketin evladıdır. Evet diyenler de terörist değildir, hayır diyenler de terörist değildir. Ama hayır diyenlere terörist diyenler terbiyesizdir. (Alkışlar)

KARARNAME NEDİR, KANUN NEDİR
Devam edelim. Bu kararname ne? Kanun ne, kararname ne? Çok değerli hukukçular var aramızda, ustadlar aramızda. Öyle değil, Ortalama Orta sınıf bizim tahsil düzeyimiz. Türkiye’nin tahsil düzeyi 6,3 yıl. Kanun şu, TBMM de önce üniversiteler, sivil toplum hazırlıyorlar bir taslak, bu bakanlar kurulundan gelirse, bunun adı oluyor kanun tasarısı; ya da bir milletvekili uzmanlardan görüş alarak hazırlıyor, bunun adı da kanun teklifi oluyor. Bu Meclise geliyor, komisyonlarda görüşülüyor, tartışılıyor, genel kurula geliyor, genel kurulda muhalefet partileri tümü üzerinde konuşuluyor. Maddeleri üzerinde konuşuluyor, önerge veriyorlar, önerge üzerinde konuşuyorlar. Hatta grup başkan vekili bazen iç tüzük 72 ye göre önerge veriyor, görüşmelerin devamını istiyor, tartışılıyor, sonunda oylanıyor. 138 i geçerse karar yeter sayısı varsa Cumhurbaşkanına gidiyor, Cumhurbaşkanı onayladı mı kanun yürürlüğe giriyor.
KARARNAME İLE HER İSTEDİĞİNİ YAPABİLİR
Kararname ne? Bakın size bir kararname göstereyim şimdi; sabah kalktım, dedim ki şu Azerbaycan’da olan olay var ya, akşam beraber yatıyorsun, sabah kalkıyorsun seni cumhurbaşkanı yardımcısı yaptın, kararname bu işte. Bakın bir kararname, (alkışlar). Boş bir kâğıt aldım, üstüne yazdım, şimdi beni bir an için cumhurbaşkanı hayal edin, ilerde olur belki, bir an için öyle zannedin, kararname yazdım, TC nin başkenti Ankara değil, (salondan “Yalova” sesleri). “Benim memleketime laf etmeyin, siz kırmadım TC nin başkenti Yalova’dır. Cumhurbaşkanı, imzaladım. Bunu gönderdim resmi gazeteye, resmi gazeteye geldi, resmi gazetede yayınlandı, bu yürürlüktedir. Kararname bu. Böyle yönetilmek ister misiniz? (Salondan “hayır” sesleri). Bunu gidip Çankaya’da Yenimahalle’de, salonlarda değil, gidin bunları köylerde kasabalarda herkes birine bu kararnameyi anlatsın.

ATATÜRK’E BİLE MECLİSİ FESHETME YETKİSİ VERİLMİYORDU.
Geliyorum ikinci yetkiye. Cumhurbaşkanlığının Meclisi fesih yetkisi, 1924 yılında Atatürk’e meclisi fesih yetkisi verilmek isteniyor, Saruhan Mebusu ve Dersim Mebusu çıkıyorlar, diyorlar ki, “biz Gazi Paşa’yı çok severiz, ancak çocuklarımızın geleceğini Gazi Paşa dahi olsa kimseye veremeyiz. Atatürk’e Meclisi feshetme yetkisi verilmiyor. Ret ediliyor.
Bu gün şu andaki anayasamıza göre ne yapabilir Cumhurbaşkanı. Meclis üzerinde nasıl bir gücü var:
“1-Seçimden sonra 45 gün içinde hükümet kurulamazsa Meclis başkanına danışarak seçime götürebilir, bu feshetme değildir.
2- Kanunları geri çevirebilir. Peki, şu anda Cumhurbaşkanına TBMM den kaç kişiyle bir kanun gönderilir. 138 kişiyle gönderebilirsiniz. Yani AKP desin ki, 138 kişi oraya koysun, karar yeter sayısıdır bu? Yani CHP MHP, gerçi MHP muhalefet etmiyor artık da, muhalefet etti karar yeter sayısı istedi, eğer oradaki sayı 138 i geçmişse, o kanun Cumhurbaşkanına gider. Cumhurbaşkanı ne yapabilir, geri gönderir, siz yine 138 le Cumhurbaşkanına geri gönderebilirsiniz. Yeni anayasada “evet” çıkarsa öyle değil, gönderdi geri Cumhurbaşkanı 301 le gönderebiliyorsunuz bir daha. Meclisin karşısında bir daha güçleniyor. Şimdi savaş çıkarsa ne olur, şu andaki anayasamıza göre, seçimi erteleyebilir, cumhurbaşkanı.
Peki, yenisinde, bu 16 Nisanda oylayacağımız Cumhurbaşkanının yetkisi nedir? Hiçbir gerekçe göstermeden bir milletvekiline kızdı akşamdan, sabahleyin geldi Meclisi feshedebilir. Böyle bir yetki var. Cumhurbaşkanı ne ile seçiliyor? Yüzde 50 artı birle, geçerli oyların yüzde 50 artı biri. Bütün milletin değil, geçerli oyların yüzde 30 oyların katılımlar, yüzde 15 ini aldı artı bir aldı Cumhurbaşkanı.
Meclis nasıl seçiliyor, Meclis yüzde yüzle seçilir. Bütün milletin temsilcileri var orda. O zaman yüzde yüzle seçilen bir meclisin yüzde elli art bir le seçilen bir cumhurbaşkanını feshedebiliyor.
Devam edeyim. Adından başlayalım, bu sistem tamamen bir yalan üzerine kuruldu, tamamen bir yalandı. Tamamen bir kandırmacadır, tamamen bir ahlaksız yapıdır. Bakın anlatayım, başlangıçtaki adı neydi bunun başkanlık sistemiydi, sonra ne oldu, Cumhurbaşkanlığı sistemi oldu. Anket yaptırıyorlar, ankette millet başkanlığa “hayır” deyince, adını değiştirdiler hemen, adı oldu Cumhurbaşkanlığı sistemi. Başbakan yoksa yürütüme de yasamanın içinden çıkmıyorsa dışarıdan çıkıyorsa bunun adı nedir, Başkanlık.

ABUDİK GUBİDİK BAŞBAKAN
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
Sayın Cindoruk Binali Yıldırım’la ilgili bir şeyler söyledi, hakkımı saklı tutuyorum, benim de var onunla ilgili söyleyeceğim. Mesela dün bir şey demiş, her türlü ağabeydik gubudik iş olur, bakarsın ağabeydik gubidik birisi başbakan olur” demiş, bence itirafçı, ilginç bir adam, gerçekten çok ilginç bir adam doğrusu. “Çanakkale geçilmez dediler, nasıl geçiyoruz” diyor. Yav sana demediler ki İtalyanlara, Fransızlara, İngilizlere dediler. Sen niye üstüne alıyorsun ki, ilginç adam. “Dolar yükseldi efendim” diyorlar, “dolsa ne olur, dolmasa ne olur”, diyor, ilginç bir adam yani. Kendi kendini intaya meraklı, meydanlarda “beni yok edin” diye bağıran bir adam. Bunlar, kusura bakmayın ama bence Sayın Cindoruk çok doğru şeyler söyledi. “Sadece siz Atatürkçü değilsiniz, biz de Atatürkçüyüz” dedi. Çok haklı olarak söyledi.
Ama ben de bir şey daha şöyleyim buradan, ben şunu gördüm ki, biz de bu ülkenin solcuları olarak, bu ülkenin sağcılarından daha merhametli, daha vicdanlıymışız, ben de bunu gördüm. Bakın devam edeyim şimdi, bu muhafazakâr olduğunu söylüyor ya Binali Yıldırım, bence tarihini bilmiyor, Osmanlıyı bilmiyor mesela. Bizim tarihimizde padişahlar var. Kaanlar var, hakanlar var, beyler var hepsi var. Bizim tarihimizde Alpaslan var, Bilge Kaan var, Kanuni Sulta, Fatih Sultan Mehmet var, Atatürk var; ama bizim tarihimizde Alpaslan’ın yanında Nizamülmülk var, Bilge Kaan’ın yanında Tonyukuk var veziri var, Çandarlı ailesi var, Sokullu ailesi var, Atatürk varsa yanında İsmet Paşa var. Hep bir ikinci adam var, yani bizim binlerce yıllık tarihimizde de hep ikinci adamlar vardır. İşte Süleyman Demirel varsa Hüsamettin Cindoruk var, böyleydi. Tarihimizi de bilmiyorlar bunlar. BU topraklarda “evet”çiler de vardır, “hayır”cılar da vardır. İşgalcilere buyur efendim diyenler vardır. Fetva verenler vardı, “Kuvaayi Milliyeye katılmak günahtır, Yunan askerine günahtır” diyen din adamları da vardı bu ülkede. İyi ama Rıfat Börekçiler de vardı. Düşmanla işbirliği yapanlar da vardı, ama Bolu Beyine “dur” diye Köroğlu da vardı, Dadaloğlu da vardı. Halide Edip vardı işgalcilere “hayır“ diyen, “geldikleri gibi gider” diyen Mustafa Kemal vardı.
Şimdi bakın anlatayım, bu yetkileri kısıtlamışlar, nasıl kısıtlamışlar, diyor ki, “biz bunları kısıtladık”. “Kanunla düzenlenmişse, kararnameden üstün olacak kanun, eğer o konu belirtilmişse, özel olarak belirtilmişse, o kanda düzenleme yapılamaz” falan. Bunların hepsi palavradır, tümü palavradır, şu anda 16. Madde var ya 16. Madde tek başına 61 maddeyi değiştiriyor, tek başına, bir madde 61 maddeyi değiştiriyor. Bizim anayasamızda, şu andaki anayasamızda 68 yerde “kanunla düzenlenir” diye yazar. Anayasamızın 68 yerinde “bu konu kanunla düzenlenir” der. Örneğin, bir tanesini söyleyeyim, 118. Madde “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilat ve görevleri kanunla düzenlenir”, der. Bunu ne yapmışlar biliyor musunuz, şu 16. Maddenin içinde, okusan anlamazsın zaten. Anlamasınlar diye öyle yapıyorlar zaten. Diyor ki, “kanunla düzenlenir yerine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir” yapmışlar. Yani hiçbir hakkınız hukukunuz olmayacak. AKP liler şöyle düşünebilir, ya “CHP liler düşünsün, bize ne olacak ki, bizim malımıza mülkümüze mi el koyacak; öyle deme FETÖ cüler de onun arkadaşıydı. Binlerce şirketin malına mülküne el konmadı mı?

KAÇAK SARAYDA YEMEK RESİMLERİ NİYE YAYINLANMADI
Ya da seni şöyle bulabilir, yeterince Tayyipçi bulmayabilir. Mesela o sarayda, kaçak sarayda sürekli verilen yemeklerde her yemeğin fotoğrafı yayınlandı. Geçenlerde eski milletvekilleriyle bir yemek yediler, o fotoğraf piyasaya çıkmadı. Neden, benim kulağım deliktir. Yanında Bülent Arınç’la Sadullah Ergin oturuyormuş. Çünkü onlarla ilgili FETÖ cü iddiası var ya. Hem yanına oturuyor oyunu almak için, hem de kamuoyundan gizleyecek. Şu fotografı bir açıklasalar da görelim bakalım. “Evet” vermeyi düşünenler, emin olun ki, bir insanın bunları bilip de “evet” vermesi mümkün değildir. Yüzde bir bile “evet” çıkmaması lazımdır. Ya bilmiyorlar, ya kandırılıyorlar, ya tehdit ediliyorlar ya zengin ediliyorlar, ya başka bir şey. Niçin olmasın. (Alkışlar).

ZATEN ŞİMDİKİ ANAYASAYA BİLE UYMADIN, YA BAŞKAN OLUNCA!
“Bakın ikinci, biz “rejim değişiyor” dedikçe, “hayır hayır rejim değişmiyor sistem değişiyor”  diyorlar. Onur (Onur Öymen’e diyor) abi rejim ve sistem ikisi de Fransızca değil mi? İkisi de aynı şey, TDK nun bir sözlüğünü alsınlar bir baksınlar.
Devam ediyorum, diyor ki, “zaten parlamenter sistem işlemiyor, onun için bunu değiştirelim”. Yav sana dünyanın en modern sistemini getirsek bunu işletmezsin ki, işletmek gibi derdin yok ki. Şu anda partili bir Cumhurbaşkanı var mı anayasada, yok; şu andaki Cumhurbaşkanı tarafsız mı, hayır. Anayasaya göre tarafsız mı, hayır, anayasaya göre tarafsız olması gerekmez mi, peki sen RTE sarayında AKP milletvekilleriyle toplantı yapıyor musun? Milletvekili listelerini belirliyor musun, peki talimatlarını veriyor musun, beğenmediğin zaman başbakanı görevden alıyor musun, alıyorsun. Sen zaten partili Cumhurbaşkanı sın. Yani mevcut şu andaki anayasaya uymuyor sun. Bunu değiştirdik, bunu değiştirdikten sonra yeni anayasaya uyacağının garantisi nerede. Çünkü sen hukuk devletine inanmıyorsun, demokrasiye inanmıyorsun, (alkışlar), “yanına da Binali Yıldırım gibi birini bulsun, o Da çıkıyor, “başbakanlık gidecekmiş” diyor, “feda olsun Binali değil, bin Ali” diyor.
Burada iki şey var. Bir Binali Yıldırım, babanın dükkânından getirmedin başbakanlığı, babanın değil bu, bu bir. İki 23 milyon oy almış Davutoğlu’nu attı kenara, seni kurultayda 1200 delegenin oyuyla genel başkan yaptı, başbakan yaptı. Sen o bakanlığa ne zorluklarla gelindiğini bilmediğin için kıymetini bilmiyorsun, onun için har vurup harman savuruyorsun, onun için böylesin.

KARARNAME İLE NELER YAPMAZ Kİ
Devam edeyim, eyalet sistemi kurabilir, anında istediği zaman, alır eline bir kâğıt kalem şu şu bölge nasıl yapacak, bakanlık kuracak, bakanlık. Şu anda bakanlık nasıl kurulur, kanunla kurulur, o zaman ne diyor, kararnameyle kurulur” diyor. Yani ne yapacak, istediği bakanlığın taşra teşkilatını kuracak.
Devlet memurları, bir memurun bunu bilip de buna “evet” demesine şaşarım, ben. Aklına şaşarım insanın. Üç milyon devlet memurunu bir beyaz kâğıda tükenmez kalemle yazacağı bir yazıyla sabahleyin görevine son verebilir.
Genel müdürleri müsteşarları, üst düzey devlet memurlarını diyor, kriterlerini belirlermiş, nasıl olacağını, yani der ki, müsteşarlar ilkokul mezunlarından olabilir, yazabilir. Böyle bir yetki verebilir miyiz? Bunlar kanunla kurulur.

600-650 MİLLETVEKİLİ Mİ? BU KADAR MİLLETVEKİLİ HİÇ BİR ÜLKEDE YOK
Devam edeyim yine, olağanüstü hal, hiç kimseye sormadan, tek başına 8ı vilayette altı ay süresiyle olağanüstü hal ilan edebilir. Sonra geçer partinin de başında olduğu için dört ay da parti başkanı olarak uzatır. Gelir tekrar cumhurbaşkanlığına bir altı ay da öyle uzatır, tekrar partinin başına gelir dört ay da öyle uzatır. Ömür boyu olağanüstü halle yönetebiliriz.
Devam edeyim, 600 milletvekili ABD 300 milyon nüfusu, milletvekili sayısı yani temsilciler meclisi sayısı 435, yüz de senatör var, her eyalette, nüfusa bakılmaksızın ikişer kişi.
Rusya Federasyonu, nüfusu 150 milyon, milletvekili sayısı 450, Türkiye 80 milyon 600- 650 milletvekili. 600 yazdığına bakmayın o 650 neden 650 biliyor musunuz? Bakanlar ve Cumhurbaşkanı yardımcıları milletvekillerinden olmayacağı için 50 tane de onları koyacaksın 650 yapar. Yani Türkiye’nin milletvekili sayısı 650, ABD nin 435, ABD nin nüfusu üç buçuk Türkiye. O zaman Amerika’ya göre kıyaslarsak, Amerika milletvekili sayısı kaç olması lazım, 2000 falan olması lazımdır. Böyle bir şey olabilir mi? Bu kadar zengin miyiz biz.
Birinci maddesi: “Yargı tarafsız ve bağımsızdır”, diyor. Bizim yargımızın bağımsız olduğu yazılı zaten, yanına tarafsızı ekliyor. İlk bakışta diyorsun ki ne var onda, çok şey var. Yargı taraftır, yargı Cumhuriyetten yana taraftır. Yargı hukuk devletinden yana taraftır. Yargı insan haklarından yana taraftır.(Alkışlar). Taraftır, tarafsız mı olacak şimdi. Ya nasıl olacak, beş sene sonra PKK diyecek taraf tutma bakayım, yargı. Böyle mi olacak yani. Cumhuriyetten yana taraf olacak. Bunun altında da çapanoğlu olduğunu görüyoruz.

1 MART TESKERESİ TUTTANAKLARI YAYINLANSIN ÜLKEDE ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK
1 Mart teskeresini arkadaşlarımız anlattılar, ben o teskerede oy kullanan üç beş aylık milletvekili olarak Kasımda seçilmişti, martta geldi, üç dört aylık milletvekiliydik. Hayatımın bu 15 yıllık milletvekilliğimde ilginç gecesidir o. TBMM, Mustafa Abi ordaydı, Onur Abi vardı, ben vardım, Ertuğrul Abi o da Meclisteydi tabi. Müthiş bir gündü, ama ne yazık ki günden bu yana hala kapalı oturum tutanakları açıklanmıyor. On yıl geçtikten sonra genel kurulun isteğiyle açıklanabilir onlar. Genel kurulda çoğunluk AKP nin olduğu için ne yazık ki onları açıklamıyorlar, açıklansa oradaki konuşmaları bu milletimiz bilse emin olunuz bu ülkede çok şey değişecektir.

MERKEL BİR YANA YA SEN KENDİ ÜLKENDE UYGULADIĞIN FAŞİZAN UYGULAMA NE OLACAK
Şu Bekir Bozdağ meselesi, Bekir Bozdağ Almanya’da konuşmasına izin vermemişler. Valla üzüldüm, tabi ki konuşsun, yalnız ben Alman hükümetinin yerinde olsam, buna ne yaparım biliyor musunuz, derim ki 13.3. 2008 tarihinde bir kanun çıkarmış AKP, 298 numaralı kanun. 94. Maddenin A ve E fıkraları diyor ki, “yurt dışında, yurt dışı temsilciliklerinde ve gümrük kaplarında propaganda yapılamaz”.  Yüksek Seçim Kurulu 15 Şubat 2017 de bir karar almış, Yüksek Seçim Kurulunda bizim de temsilcimiz var, AKP nin de, MHP nin de hepsinin siyasi temsilcileri var. Oy birliği ile bir karar almışlar, yani bu kanuna dayanarak, demişler ki, “evet yurt dışında, yurt dışı temsilciliklerinde ve gümrük kapılarında propaganda yapılamaz kararı almış Yüksek Seçim Kurulu ve bunu siyasi partilere bildirmiş, bir yere daha bildirmiş, Adalet Bakanlığına bildirmiş, yani Bekir’e bildirmiş. Şimdi Almanya’yaı kınıyorum Bekir Bozdağ’a söz hakkı vermediği için. Ama Çanakkale de Meral Akşener’in gittiği salonun elektriğini kesen Almanya yı da kınıyorum, Merkel’i oradan da kınıyorum. (Alkışlar) Bayrampaşa’da Muharrem İnce’ye Meydanı vermeyen Almanya’yı da kınıyorum. TRT de muhalefete küfrettirip AKP borazanlığını yaptırdığı için Merkel’i bir kez daha kınıyorum. (Alkışlar)
Diyor ki, “bana bunu yaptılar, sen Türkiye’de muhalefete neler yaptırmıyorsun. Mesela bir düzenleme yaptılar ne dediler, özel televizyonlara, “artık eşitsiz davranabilirsin” dediler, artık serbest. Bir dakika bile dayanamıyor, bir dakika bile vermeyecek, hiç vermeyecek.

MUHTARLAR TOPLANTISINDA MUHTARLARA REKTÖRLERİ ŞİKAYET ETTİ.
Ama gelecekte emin olunki bizim insanlarımız şunu konuşacaklar, yani çok garip olaylar oluyor bu ülkede bir tanesini anlatayım. Muhtarları toplamış, çok sayıda muhtarımız var, muhtarlarımızı toplamış rektörleri şikâyet ediyor (salondan kahkaha ile gülmeler) Muhtarlara Suriye’yi anlatıp, üniversiteleri anlatıp sonra rektörlere dedi ki, “siz kendinize rektör seçemezsiniz, profesör oldunuz da ne oldunuz. Rektör seçimi şöyle oluyor, seçime gidiyorlar, altı adaydan üçünü YÖK bildiriyor Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanı da bu üçünden birini atıyor. Mesela Boğaziçi Üniversitesinde bir şey oldu. Yüzde 85 oy aldı bir kadın profesör, oyların yüzde 85 ini aldı. Ona dedi ki, milli irade bende geçerlidir, sende geçerli değildir, seni atamıyorum, dedi aday olmayan birini rektör yaptı. Sonra rektörleri şikâyet etti, muhtarların bir kısmı da alkışladı. Yuhalamadıkları için rektörleri şükretmemiz lazım.

TEK ADAM GELİRSE NE OLUR?
Tek adam yönetimi istikrar, yabancı yatırımcı, bir şeyi bir kişinin yönetmesi istikrar değildir. Siyasi istikrar istemez yabancı yatırımcı toplumsal istikrar ister. Toplum güven ister güven; Yabancı yatırımcı iktidara bakmaz, ana muhalefete bakar özellikle. El değiştirecekse bunlar ne olur diye bakar. Hukuk var mı diye bakar, adalet var mı, yargı düzgün çalışıyor mu, diye bakar. Yapayalnız bir Türkiye olur, pasaportumuz hiçbir işe yaramaz, beyin göçü olur, gençlerimiz kaçar gider bu ülkeden, batarız batarız. Bu ülke ne olur biliyor musunuz? Uzlaşma yoksa çıkar birlikteliği varsa, bu ülke bir rüşvet ülkesi olur, rüşvet. İftiralarına devam etsin her akşam televizyonlarda terörist diyordu, şimdi “çukur” diyor galiba. Uzmanlık alanı.

ÇUKUR MU TERÖRİST Mİ?
2010 da meydanlarda ne diyorlardı, “hayır” diyenlere “darbeci” diyorlardı. Meğer 2010 da FETÖ ile ortaktı bunlar, yargıyı birlikte teslim ettiler FETO ya, 2010 daki referandum böyle olmadı mı? Yav kardeşim, bu 26 maddenin iki maddesi önemli, bu HSYK ile bu Anayasa Mahkemesini teslim etmediniz mi? Darbecisiniz siz dediler. Olurmu biz CHP liyiz, darbeci olur muyuz, CHP kapatılmış, mallarına el konulmuş, genel başkanları zorunlu ikamete gönderilmiş, olur mu? Yok, siz darbecisiniz. Ya bu ülkenin ülkücüleri Mamak’ta inim inim inledi. Solsuları Metris’te, Diyarbakır’da inim inim inledi, tosuncuklar gül gibi geçiniyorlardı. Bunlara hiçbir şey olmadı, ama palavraya geldi mi bol.

AÇILMAMIŞ METRİS CEZA EVİNDE ANILAR
Muharrem İnce’nin  Anayasa Paneli Konuşması
Anlatıyor bu gün, diyor ki, “1980 öncesiydi” diyor,” bir gün diyor eve geç geldim, orda kızım not bırakmış. “Babacığım bir geceni de bize ayır”. Kızı 83 doğumlu. (kahkahalar ve alkışlar)
Bir tane daha anlatayım, “polis bizi yakaladı” diyor. “Metris Ceza evine koydular bizi” diyor.80 öncesinde diyor polis yakaladı Metris Ceza evine koydular, sandalyeden o sandalyeye atladım her taraf su içinde idi” diyor. Anılarında var bu, Metris Ceza evi 11 Nisan 1981 de açılmış. 80 den önce bu ceza evi yok. (Salondan diploma diploma sesleri geliyordu) Bana ne soruyorsunuz benim var hem de evde dört yıllık; diploma konusu şöyle. Diploma işi kızgınlığının bir nedeni olabilir, böyle bir mesele olabilir, yani siz bu tarih konusundaki kariyerinden bir iki örnek vereyim ve de kapatayım.
Mesela bir gün promtordan konuşuyor, üç tane böyle cam var, camdan konuştukça millet de diyor ki, “vay anasını ne hatip” diyor. Hâlbuki camdan konuşuyor. Bir konuşmasında cam bozuldu, (gülüşmeler olunca), gerçek söylüyorum, biz de arkadaşlarla seyrediyoruz, “1071 de Malazgirt’te Alpaslan Allah Allah nidalarıyla saldırırken Romen Diyojen gülleler yağıyordu” dedi. Arkadaşlara dedim ki, yahu atıyor” dedim. Niye dedi birisi, 1071 de top yok ki nasıl gülle gülle yağıyordu. (Salondan gülüşmeler)
Devam edeyim, Mecliste bir gün Suriye teskeresine karşı okuyoruz. Ben o zamanları grup başkan vekiliydim, “zayütaltul mevt” dememiştik. Henüz ölümü tatmamıştık. O günlerde biz teskereye karşı çıkıyoruz, kaşı çıkarken, bir baktım çıktı, Cumhurbaşkanı TV larda bağırıyor, “ey CHP” diyor. “Sen Suriye teskeresine karşı çıkıyorsun, Çanakkale savaşına niye karşı çıkmadın” diyor. Yav dedim gene atıyor, CHP 1923 de kuruldu, Çanakkale Savaşı 1915 yok ki karşı çıksın, o zaman CHP yoktu. (Alkışlar) Ben tarih hocası olsaydım sıfır verirdim, tarihten sıfır veririm de coğrafyadan iyi mi verirdim. İzmir’e gitmişti bir gün, yine cam yok ortada, “Ey Akdenizin incisi İzmir” dedi. Bunlar gerçek, yalan söylüyorsam beni mahkemeye versin. Coğrafyada bu şekilde. Acaba din kültürü ile ahlak bilgisinden kaç alırdı. “Haram helal yer Allahım, garip kulun der Allahım” dediği için bence oradan da zayıf alırdı. (Alkışlar).
Beden Eğitiminde ata binme olsaydı acaba kaç alırdı. Bir öğretmen olarak bir nottan geçer not alırdı. Benim de notum düşük, İngilizce “van minut” dediği için iyi bir not alabilirdi”. Alkışlar.                                           SON
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
SONNOTLAR
  Muharrem İnce (d. 4 Mayıs 1964, Elmalık, Yalova), Türk öğretmen ve siyasetçi. 2002 ve 2015 yılları arasında yapılan tüm genel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yalova milletvekili olarak meclise giren İnce, 2 dönem CHP Grup Başkanvekilliği görevini sürdürmüştür. 2014 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından 18 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilen 18. Cumhuriyet Halk Partisi Olağanüstü Kurultayı'nda Kemal Kılıçdaroğlu ile yarışmak için Grup Başkanvekilliği görevinden istifa etmiştir.

Tansel Çölaşan’ın Konuşması

Hüsamettin Cindoruk’un Anayasa Panel Konuşması

Ertuğrul Yalçınbayır’ın Anayasa Panel Konuşması

Onur Öymen’in Anayasa Paneli Konuşması

Cevat Kulaksız

0 yorum:

Yorum Gönder