8 Mart 2017 Çarşamba

Atatürk Cumhuriyetine sımsıkı sarılacağız - Tünay Süer

Atatürk Cumhuriyetine sımsıkı sarılacağız - Tünay Süer
Ben kendimi bildim bileli Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamam.
Neden mi?
Nedeni basit.
Bakınız şimdi anlatacağım.
Her şey, bundan 160 yıl önce (8 Mart 1857 )ABD'nin New York kentinde 40.000 yürekli dokuma işçisi kadının daha iyi çalışma koşulları istemi içerisinde, tekstil fabrikasında grev yapmaları ile başlamış.
O tarihlerde ( biber gazı olmadığından!) polis müdafaasız kadınlara saldırmış ve işçileri fabrikaya kilitlemiş.
Derken nasıl çıktığı belli olmayan (!) bir yangın çıkmış.
Çıkan yangınla barikatları aşamayan 129 kadın feci şekilde yanarak can vermişler.
(Toprakları bol olsun.)
Cenaze törenine 10.000 kişinin katılması dünyada büyük yankı uyandırmış.
 Aradan 53 yıl geçmiş ve 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin 8 Mart’ın  International Women's Day (Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisinde bulunmuş.
Öneri oy birliği ile kabul edilmiş.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmayan 8 Mart günü 1921 de Moskova’da 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşmiş.
1.Ve 2. Dünya Savaşları sırasında bazı ülkelerce yasaklanan 8 Mart Amerika ‘da ancak resmen 16 Aralık 1977 de kabul görmüş.
 Ne yazık ki Amerika Birleşmiş Milletlerinin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümünde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamış.
Sanırım Amerika tarihine kara bir leke olarak geçen bu olayı unutturmak istemiş böylece.
Peki, o zaman Amerika ne yüzle kutlamalara katılıyor acaba diye sorası geliyor insanın.
Bu tarihsel gün olsa, olsa onların utanç günleri olmalıdır…
Tıpkı bizim Madımak ’ta yakılan 37 aydınımızı anarken olayları lanetlediğimiz ve de o tarihteki devlet yetkililerinin bir şey yapamamalarından utandığımız gibi.
Aradan 160 yıl geçmiş.
Teknoloji ilerlemiş, dünya çağ atlamış, değişmiş, değişmeyen bir şey kalmış, insana saygı, emeğe saygı.
Kadınlara halen ikinci sınıf insan gözü ile bakılıyor.
Bazen de cinsel obje olarak görülüyorlar.
Afrika’da ve bazı Arap ülkelerinde kadınlar sünnet ediliyorlar ki bu sünnet sonuçlarında çok ölümler oluyor.
Yine o ülkelerde şeriat yasaları ile insanlara Recm yasaları uygulanıyor. Taşlanarak öldürülüyorlar.
Bosna’da 85 bin Müslüman Boşnak kadını onlarca kişinin tecavüzüne maruz kaldı.
ABD’nin işgali sırasında  Irak’ta yaşanan korkunç vahşeti unutmamıza imkân varmıdır?
13,15 yaşlarındaki kızlara, kadınlara kocalarının ve çocuklarının önünde Amerikan askerlerinin toplu tecavüzlerinde, dünya kadınları olarak ne yapabildik?
Bu gün kendi ülkemizde gazetelerin üçüncü sayfalarında her gün bir kadının öldürülmüş olduğunu okuyoruz.
Kadınlarımızın %39’ u eşleri tarafından dövülüyorlar.
Ülkemizde her 3 kadından biri şiddet mağduru değil midir?
Aile içi suçların yüzde 87'si kadınlara karşı işleniyor. (Töre cinayetleri, namus cinayetleri) her 5 kadından 1’i okuma yazma bilmiyor.
Ezilen, dövülen, etinden para kazanılan, bataklığa düşürülen kadınlar, bizim kadınlarımız.
Ne yapabiliyoruz?
Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü konferanslarla kutlayanlar kadınlar için ne yapabilmişler?
Kocaman bir hiç…
Kadın ve erkek eşitmidirler?
Eşit değildir diyen bir cumhurbaşkanı yönetiyor ülkeyi.
Mademki eşitlik diyoruz erkek işçilerimizi de düşünmeliyiz.
Can güvenlikleri olmadan yerin bilmem kaç kilometre altında çalışmak durumunda kalan maden işçilerimizi, inşaatlardan düşüp canlarını yitiren inşaat işçilerimizi daha nicelerini unutabilirmiyiz?
Bu insanlar hep zengin patronların bilinçli olarak tedbir almamalarından ölmektedirler.
Bunlar kaza değil cinayettir.
 İşin fıtratında var diyebilirmiyiz?
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki zengin daha çok kazanırken fakir gittikçe köleleştiriliyor.
2014 yılında Soma’da 301 işçimizi yitirmiştik.
Bunca ölümün ardından neyi kutluyoruz?
Ben düşmanımın dostu olan PKK-PYD-FETÖ örgütlerini besleyen, silahlandıran Faşist Amerika’nın kendisinin bile önemsemediği günü kutlayamam.
Gönül ister ki Ulusal Kurtuluş Savaşımızda cephede mücadele eden kahraman kadınlarımız için anı günü yapılsın.
Onları dünyaya tanıtalım.
İsimlerini anıyormuyuz?
Birçoğumuz bilmiyoruz bile.
Nene Hatun, Halide Edip Adıvar, Tayyar Rahmiye, Halime çavuş, Kara Fatmalar gibi niceleri var.
Hepsi nurlar içinde yatsınlar.
Aslında biz kadınların kutlayacakları daha önemli günümüz olan ulu önderimiz Atatürk’ün devrimleriyle bizlere verdiği haklardır.
Şimdi verilen haklarımız elimizden alınmak,
Türkiye tek adama teslim edilmek isteniyor.
Hitler sanki hortlamış gibi.
Biz Türkiye’yiz, Hitler Almanyası asla olamayız.
Ülkemizin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor.
Güneşi tekrar doğdurmalıyız.
Şimdi kadın gücünü gösterme zamanıdır.
Hem çocuklarımızın geleceği için, hem de kendi özgürlüğümüz için HAYIR diyoruz ve diyeceğiz.
Atatürk Cumhuriyetine sımsıkı sarılacağız ve kaybetmemek için mücadele edeceğiz…
İşte o zaman Türk kadınının gününü dünyaya duyuracağız.
Ve doyasıya kutlayacağız…
Tünay Süer
8 Mart 2017

0 yorum:

Yorum Gönder