14 Şubat 2017 Salı

Şimdi söz, karar ve yetki milletindir - Tünay Süer

Şimdi söz, karar ve yetki milletindir - Tünay Süer
Cumhuriyet yazarı Nuray Mert bir yazısında “güya Cumhurbaşkanlığı sistemi önerisi milletin reyine sunuluyor, güya iki seçenek var, ama bu iki seçenekten hayır’ı seçenler şimdiden suçlu ilan edilmiş vaziyette.
Hem de teröristler ile aynı tarafta olmak suçlamasıyla!
AK Parti gerçekten de bizim hayal edemediklerimizi gerçekleştirdi, zira böyle akıl almaz, vicdan kaldırmaz bir şeyi hayal etmek, bizler için imkânsızdı” .
“2010 referandumu da çok gerilimli geçmişti, ancak o dönem ve tartışması, bu seferki ile kıyas kabul etmez” diye yazmış.
Hâlbuki o zaman Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi.
Ben yetmez ama evet diyenleri Nuray Hanım’ın aksine bol bol eleştirmiştim.
Öngörü meselesi…
O referandumda CHP Kadıköy Kadın kolu başkanıydım.
Yönetim kurulu üyelerim ve aslan yürekli diğer  partili kadın arkadaşlarımla ki sayımız  yüzün üzerindeydi,sabahın ezan vaktinden akşamın kör karanlığına kadar tabir caizse ırgat gibi çalışmıştık.
Mahalleler, caddeler, pazarlar ve metrobüs çevresinde görev yaptık.
Kadıköy metrobüs durağına yakın alanı mekân eylemiştik.
O alanda hemen yanı başımızda AKP liler de çalışma yapıyorlardı.
İktidar olmanın bütün nimetlerinden (!) yararlanıyorlardı.
Koskoca bir barka vizyon ile ses kirliliği yapılıyordu.
Sonuna kadar açık sesle Erdoğan durmadan konuşuyor, o susunca müzik başlıyordu.
Bizler yan tarafta birbirimizi duyabilmek için gırtlağımızı parçalarcasına avaz avaz bağırmak zorunda kalıyorduk.
Sesi biraz kısmalarını rica ediyorduk o an kısıyorlardı, yarım saate kalmadan yine açıyorlardı.
Onların stantlarında çalışan bay ve bayanlar günaşırı değişiyordu.
Dikkatimizi çekmişti.
Nasıl olduysa bir gün birisiyle konuşabildik.
İşin esası her gelen, günlük yüz lira ile 50 arası yevmiye alıyormuş.
Neyse bunları uzatmayacağım.
Netice olarak demokrasin kalesi olan Kadıköy’de % 70 hayır çıkmıştı.
Türkiye Genel toplamında % 57.88 ile AKP’ye evet çıkmıştı.
Tabi burada yetmez ama evet diyenlerin rolleri ve Pensilvanya’dan gelen üst akılla mezardan ölüleri çıkarıp yazmalarının dahli büyüktü.
Neler gördük neler…
60 metrekarelik bir dairede 30 kişinin yazıldığını da gördük.
Aslında öyle bir daire yoktu bile.
Yetmez ama evetçilerin bunlardan haberleri yoktu tabiî ki.
Acaba şimdi mutlular mı veya akıllandılar mı dersiniz?
İnşallah diyelim…
                                                      ***
82 Darbe Anayasası
Güya darbe Anayasasından kurtulacaktık.
Oysa oy kullanacak seçmenlerin yarıdan fazlasının paketin içeriğiyle ilgili yeterli bilgisi yoktu.
Tıpkı bugünkü gibi…
2010 referandumu da bir aldatmacaydı.
Türkiye’nin sivilleşmesi ve demokratikleşmesini vaat ederek  evet istemişlerdi.
Aslında o referandum ile bugünlere gelmenin yollarındaki engelleri kaldırmışlardı.
O yıl şöyle diyorlardı;
HAYIR DEMEK, BİLEREK YA DA BİLMEYEREK DARBECİ ZİHNİYETLE İŞBİRLİĞİ DEMEKTİR.
Bugün ne diyorlar?
Hayır diyenler FETÖ cü, Kandil’ci, Teröristlerle birdir.15 Temmuz darbesinin yanında olmaktır.
Evren ne diyordu?
Dış güçlerle işbirliği yapanlar  “Anayasaya HAYIR kampanyası açtılar”.
Hayret! Ne kadar benzerlik var değil mi?
Askeri vesayetten kurtulacağız, daha özgür olacağız diyerek toplumu kandıran AKP, Türkiye’nin gördüğü, gelmiş geçmiş tüm hükümetlerinden en baskıcısıdır.
Kenan Evren ruhundan asla kurtulamamış ve o ruhu daha da katılaştırarak cumhuriyete, onun kurucu değerlerine karşı savaş açmıştır.
Yani Evren ruhunu hortlatmıştır.
Bunun adına ister sivil darbe deyin, ister rejim değişikliği.
AKP veya diğer bir partinin meselesi değildir.
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan her vatandaş için hayati önem taşımaktadır.
Kısacası Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onunla İstiklal Savaşı veren Türk Milletinin meselesi olmuştur.
Ya tek bir kişinin emrine gireceğiz ya da Atatürk’ün bize emanet ettiği cumhuriyet için mücadele edeceğiz.
Yani ya İstiklal ya da ölüm diyeceğiz.

Tünay Süer
14 Şubat 2017

0 yorum:

Yorum Gönder