31 Mayıs 2016 Salı

2016 Oruca (Sahura) Ne zaman Kalkılacak?

Sizden Gelen Sorular : Sahura Ne zaman Kalkılacak 2016?,İlk Sahura Ne zaman Kalkılacak?,Oruca Ne zaman Kalkılacak 2016,Ramazan Ne zaman Kalkılacak?,Oruca Ne zaman Kalkacağız?,Oruca Ne zaman Başlıyoruz?,Oruca Ne zaman Niyet Edilir?
2016 Oruca (Sahura) Ne zaman Kalkılacak
2016 Oruca (Sahura) Ne zaman Kalkılacak?

Ramazan ayına sayılı günler kaldı. Kuran-ı Kerim de bin aydan hayırlı olarak tabir edilen Ramazan ayı aynı zamanda On bir ayın sultanı olarak da tabir edilmektedir.



Ramazan ayın aynı zamanda ibadetler ayıdır. Bu ayda oruç ibadeti yanında birçok farklı ibadetlerde yapılır. Hicri takvime göre, üç ayların sonuncu olan Ramazan huşu, hoşgörü, bereket, yardım ve bolluk ayıdır. 

Bu ay içerisinde İslam’ın şartlarında yerine gerilmektedir. Miladi takvime göre bu yıl "Ramazan ayı 6 haziran 2016 pazartesi günü başlayacak ve İlk sahura 6 Haziran gecesi kalkılacak." Aşağıda sizlerle İstanbul İmsakiyesini paylaşıyoruz...

Unutmayın!..2016 Ramazan ayı için az bir zaman kaldı. 6 Haziran Pazartesi Ramazan'ın ilk günü. 6 Haziran gecesi tüm müslümanlar ilk sahurunu gerçekleştirecek.


30 Mayıs 2016 Pazartesi

Asosyellik Nedir?

Asosyellik Nedir ?

Sosyal olmayan ve sürekli telefon, bilgisayar, oyun konsolları, iş hayatı'nda bireylerin yaşamlarına verilen genel addır.

Kalabalık ortamlarda bulunmayı sevmeyen kişidir. Kimsenin olmadığı sakin yerler bu tip insanlar için her zaman ilgi çekicidir. Kalabalık ortamlarda genelde saklanma isteği içindedirler. Bu yüzden toplumdan zamanla uzaklaşırlar.Asosyalizm kelime itibariyle (normal - anormal gibi) sosyalizmin zıddı gibi görünse de herhangi bir ideolojiyle alakası yoktur.
Asosyallik mesleki durumlardan da kaynaklanabilmektedir. Bir veya iki örnekle asosyalliği kısıtlamak yanlış olabilir. Psikolojik kalıtımların yanı sıra gündelik hayatında ve faaliyetlerinde aşırı sosyal olan insanlarda özel hayatlarında asosyal davranışlar ve tutumlar sergileyebilmektedirler.

Bunun yanında en önemli etkenlerden sayılabilecek bir diğer unsur da kişilerin insanlarla ilişkilerinde yanılgılarından kaynaklanan bir asosyalliktir. Buna kısmen toplumdan kendini izole etmek de denilebilir. Psikolojik olgular ve hayatımızdaki süreçlerin etkilediği sadece genetik olarak algılanamayacak bir durumdur. Ama sonuçta psikolojinin her açıdan üzerinde durması gereken bir konu olduğu düşünülmelidir.

Günümüzün yaygın 3 unsuru hem birbiri ile çok yakın tutumlar sergilemekte hem de birbirini tetikleyen etmenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

1. Stres
2. Depresyon
3. Asosyallik

Temel olarak yoğun iş ve şehir hayatı içerisinde karşımıza çıkan ilk problem çağımızın veremi olan strestir. İlerleyen ve terapi görmeyen tedbir alınmayan süreçte depresyonadönüşmesi kaçınılmazdır. Ağır tedavi görmemiş depresyon vakalarında sıklıkla karşımıza çıkan durum ise kısmen asosyalliktir. Sonuçta nedenleri olan bir durum ve birden bire ya da kalıtımsal olarak ortaya çıkmış bir tutum değildir.

Sonuç olarak abilerim, ablalarım, teyzelerim ve kardeşlerim dışarıda başka bir hayatta olduğunu unutmayın ne kadar sosyal olursanız o kadar bilgiye ve tecrübeye sahip olursunuz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. 

X Kuşağı Nedir ?, X Kuşağı Neye Denir ?

X kuşağı nedir? Neye denir ?
X kuşağı, 1965-1979 arası doğanlara denir. Bu durumda en yaşlısı 48, en genci 34 yaşındadır. X nesli kurallara uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, otoriteye saygılı, sadık, çalışkanlığa önem veren bir kuşak olarak tanımlanıyor.
İş yaşamlarında çalışma saatlerine uyumlu olup iş motivasyonları yüksektir. Belirli çalışma süresinden sonra kademe atlayabileceklerine inanırlar ve sabırlıdırlar. Daha çok yaşamak için çalışırlar. Ayrıca, bu nesil, bir takım icatlara, buluşlara şahitlik etmiştir.
Dünyaya gözlerini merdaneli çamaşır makinesi, transistörlü radyo, kaset çalar ve pikapla açan X nesli sakinleri pek çok dönüşüm yaşamıştır. Özellikle, teknoloji açısından düşünüldüğünde, bilgisayar sistemlerinin dönüşümü ve buna bağlı değişen iş yapış şekillerine adapte olmaya çalışmışlardır. Ülkemizin %22’sini oluştururlar
Şu an 30-40 yaşlarında olan bu kuşak, merdaneli çamaşır makinesi, bantlı teyp görmüş bir nesildir. Darbeler, Vietnam Savaşı, Berlin Duvarının yıkılması, soğuk savaşın bitmesi ve globalleşme gibi bir tarihi sürece tanık olan bu kuşak, bir yandan da dünya ekonomisinin hızlı büyüme eğrisinin yavaşlamasıyla yüksek yaşam beklentilerini karşılayamamaktan şikayetçidir.
Bir önceki kuşağın mütevazı beklentileri yanında çok daha talepkar olan bu kuşak; Evlilikte boşanmayı genel anlamda yaşamış ya da tanık olmuştur.Kariyerlerinde birkaç kez iş değiştirmişlerdir. Çeşitliliğe açık insanlar olarak, dini, ırk ve sınıf farklılıklarını sağduyu ile karşılar.İletişim şekli olarak e-posta ve telefonlara alışmıştır.Problem çözümünde farklı çözümler üzerine kafa yorup çevresindekilerle tartışarak bir sonuca varıyorlar.
Gelecekle ilgili endişeleri: gittikçe yoğunlaşan iş yaşamına karşı iş-hayat dengesini sağlamaktır. Bu nesil, bireysel, kendi özyönetimi olan ve kendi kendine çalışarak ve okuyarak bilgiyi hakim olmak isteyen bir nesil.  Bu yüzden e-öğrenme sistemine de çok yatkınlık gösterebiliyorlar. Öğrencilik  dönemlerinde ise öğretmenler artık gözlerinde bir idol olmaktan çıkmıştı.
Bu kuşağın insanları kendilerinden beklenenleri bilmek ve kendilerini ona göre planlamak istiyorlar. Örneğin bir sınav yapılacaksa içeriğini önceden bilmek isterler ve kendi programlarını yaparlar. Aldıkları eğitim ve üniversite sınavlarında kazandıkları puan iş ve meslek hayatlarını önemli ölçüde belirlemiştir.


Ateis Nedir ?, Ateizm ne demektir ?

Ateist nedir?

Ateist, tanrı veya tanrıların varlığını hayal ürünü bulan kişi veya kişilerdir.

Ateizm sanıldığı gibi bir inanç değildir. Çoğu zaman yanlış ifade edildiği şekli ile (tanrıtanımaz kelimesinde olduğu gibi) tanrıyı inkar eden kişi değildir. Çünkü "inkar" varolan bir şeyin reddedilmesi anlamı taşır, oysa ki ateistlere göre tanrı varolmadığı için onun "inkar edilmesi" de yanlış bir terminolojik kullanım olacaktır.

Ateistler; bazen "tanrıtanımaz" kelimesiyle anılsalar da, bu isimlendirme var olan bir tanrıyı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından kabul görmez. Ateizm inanç koşullanmalarını, hayali yaratıkları ve olayları reddeder. Ateist bakış açısıyla tanrının yanı sıra tüm metafizik inançlar ve tüm ruhani varlıklar da reddedilir.

Ateizm nedir?

Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançları reddeden ve var olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımı. Kelime anlamında da belirtildiği üzere; Ateizm, din ile ilgili bir kavram değil, tanrı ile ilgili bir kavramdır. Dinlerin varlığı, dinlerin tanımının ne olduğu, dinlerin iyi mi yoksa kötü mü olduğu ateizmin konusu ve tartışma alanı dışındadır.

Ateizm, her tür metafiziği reddettiği için, kendini metafizik öğeler üzerinden temellendiren bazı dinlerin metafizik boyutlarını da reddeder. Yani bu, özellikle dinlere karşı sergilenen bir duruş değil, genel olarak tüm metafizik inanışlara karşı bir duruştur. Ateizm sıklıkla "dinsizlik" ile özdeşleştirilse de, Budizm gibi bazı Uzakdoğu dinlerinde de 'yaratıcı' anlamında bir tanrının varlığına rastlanılmaz.

Bu yönüyle de Ateizm ile dinsizlik birebir örtüşmez. deist akımlara bakıldığında da, tanrıya inancın olduğu ancak dinlerin kabul edilmediği görülür. Ateizm, anti-teizm yani teizm karşıtı demek değildir ve bir "tepkisellik" anlamı içermez, zira metafizik öğelerin "var olmadığını" savunmak için metafizik öğelerin "var olması" gerekmez. Ateizm, yalnızca bir "durum" ifadesidir. Sadece tanrı veya tanrıların ve metafizik öğelerin var olmadığını söyler.

Ateizm; yaratıcı ve müdaheleci bir Tanrıyı kabul eden teizmden, yaratıcı ancak müdahaleci olmayan bir tanrıyı kabul eden deizmden, tanrının evrenin kendisi olduğunu savunan panteizmden ve tanrının hem evrenin kendisi hem de evrenin ötesinde (aşkın) olduğunu savunan panenteizmden; ayrıca, tanrının varlığı ve yokluğu konusundaki soruları "cevapsız" veya "cevaplandırılamaz" diyerek cevapsız bırakan agnostizmden; tanrıyı, "kesin olarak" reddetmesiyle ayrılır.

Günümüzde, dünya nüfusunun % 2.3’ü kendini ateist, %11.9’u teist olmayan (non-theist) olarak tanımlamaktadır. Bu oran Rusya’da %48’in üzerine çıkmakta, Japonya’da ise %64 ila %65 arasında seyretmektedir. Avrupa Birliğinde oran, %6 ile İtalya ve %85 ile İsveç arasında değişkenlik göstermektedir. 2006 Yılı istatistiklerine göre ise Türkiye'de oran %2,5-%3 arasındadır.

Neden ateist olunur?

Ateist olmak için çeşitli sebepler olabilir. Ateizm Tanrı'ya olan inancın yokluğu demek olduğundan, Tanrı kavramıyla karşılaşmamış olmak bile teorik olarak ateist olarak nitelendirilmek için bir sebep olabilir. Fakat kendilerini ateist olarak nitelendiren insanlar genellikle bu konuda kafa yoruparaştırma yapmış ve bilinçli bir şekilde Tanrı kavramına inanmamayı seçmiş kişilerdir. Dünyaya kızgın olduğu için veya Tanrı'dan nefret ettiği için ateist olmak ise sanılanın aksine çoğu ateist için geçerli değildir.

Bu tür sebepler Tanrı konusunda kafa yorup araştırma yapmak için birer motivasyon kaynağı olabilirken, iddia edilenin aksine, Tanrı kavramının reddi için kullanılan sebepler değillerdir. Nitekim bir ateist dinin dünyaya zarar verdiğini düşündüğü için çevresindeki din figürlerinden ve dinsel düşünceyi temsil eden kavram ve kişilerden hoşlanmıyor olabilir. Fakat bir insan varlığına inanmadığı bir şeyden nefret edemez.

Ateizm evreni açıklmaya çalışan bir felsefi akım mıdır?

Ateizm dünyayı açıklama iddiasında olan bir dünya görüşü ya da bir felsefi akım değildir. Ateizm eğer bir felsefeyse, teizmin reddine odaklanmış bir eleştiri felsefesidir. Ateistler dünyayı açıklama ile ilgili konularda birbirlerinden farklı görüşlere sahip olabilirler.

Bir Tibet rahibi, bir Marksist, bir üniversite profesörü veya dünyadaki pek çok sırrı uzaylılarla açıklayan "yeni çağ" inanç sistemlerinden birine mensup bir kişi dünyanın açıklaması ile ilgili pek çok noktada birbirlerinden çok farklı, hatta belki taban tabana zıt düşüncelere sahip olabilirken, pekala da "ateizm" noktasında birleşiyor olabilirler. Dolayısıyla ateizmin ortak bir dünya açıklaması, değerler sistemi, ahlak felsefesi veya Tanrı konusu hariç diğer felsefi konulara ilişkin ortak bir dünya görüşü yoktur.

Ateist ahlak var mıdır?

İyi ve kötüyü ayırt edebilmek için Tanrı inancının gerekli olduğu fikri de ateistlere göre geçersiz bir önyargıdır. İyi ve kötünün tespitinde dinler ve Tanrı fikri haricinde herhangi bir prensibe dayanan her ahlak felsefesi "ateist" kabul edilebilir (teistik olmayan anlamında) ve bu tür pek çok örnek bulunmaktadır. Hatta teizmin dünyada genel olarak ateizmden daha fazla ahlaksızlığa sebep olduğu fikri ateistler arasında yaygındır.

Ateistlerin sayısı çok mudur?

Kendilerini ateist olarak tanımlayan insanların sayısı günümüzün modern toplumunda bile toplam nüfusa oranla çok küçük olmasına rağmen, Tanrı kavramının alışılmış şekline inanmayan fakat konunun bilimsel ve felsefi boyutuyla meşgul olmak için yeterince zamanı, motivasyonu ya da sebebi olmayan kişiler hesaba katıldığında, "teist olmayan" kesimin sayısı oldukça önemli oranlara ulaşabilmektedir.

Ateizm kelimesi nereden gelmektedir?

Ateizm kelimesinin kökleri Eski Yunanca'ya dayanır.

"Atheos" (theos), Yunanca "tanrı" demek olup başındaki "a" ön takısı ile olumsuzluk belirtir.

Yani Ateizm, "din" ile ilgili bir kavram değil, doğrudan Tanrı ile ilgili bir kavramdır.

Tanrı kelimesini Türkçe'deki "sız/siz" olumsuzluk eki ile olumsuzlanması Ateizm'in ifade ettiği anlamı vermez. Bu, "tanrı-sız" yani "tanrısı olmayan" anlamını verir. Ateizm'in ifade ettiği anlam: "tanrının veya tanrıların var olmayışı"'dır. Yani, "var oluş ile ilgili" bir olumsuzlama söz konusudur.

İngilizce'ye de Fransızca'dan gelen "athéisme" kelimesinin uyarlanışı "atheism" olarak 1587 civarında bu dile girmiş, Türkçe'ye de çok daha sonraları benzer şekilde uyarlanarak "ateizm" olarak alınmıştır.

Ateizm ile ilgili sözcükler de 1587’den hemen sonra türemiştir. Deist 1621’de, Teist 1662’de, Teizm 1678’de, Deizm ise 1682’de ortaya çıkmıştır. Deizm, ilk olarak bugünün Teizm’i yerine kullanılsa da daha sonraları ayrı bir felsefi terim olarak kalıcılığını korumuştur.

Karen Armstrong, “16., 17. ve 18. yüzyıllar boyunca “ateist” sözcüğü polemiklerde küfür olarak kullanıldı. Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir. Ateizm, bireysel inanç durumunu ifade etmek için ilk defa 18. yüzyıl Avrupa’sında tek tanrılı İbrahimi dinlere inanmayışı ifade etmek için kullanılmıştır. Bu sözcüğün Tanrı’ya inanmayışı ifade etmesi için 20. yüzyıla gelinmesi beklenecekti.

Ateizm'in tarihçesi

Ateizmin kökeni ilk dinlerin ve onların ortaya koyduğu tanrı düşüncesinin ortaya çıkışına kadar uzanır. Antik Çağ'da Yunan maddeciliğinin temsilcileri Demokritos ve Epikuros ateizmin en ünlü temsilcisidir. Orta Çağ'a gelindiğinde kilise ve ruhbanlığın dayattığı gericilikten ötürü hemen hiç kimse dinlerle çelişen düşüncelerini açıkça ortaya koyamamıştır.

18.yy burjuva aydınlanma çağında dine karşı tepkileri koyan düşünürler olduysa da, ateizm en parlak dönemini 19-20.yy da Feuerbach, Marx, Engels, Lenin, Troçki ve diğer bütün diyalektik maddeci filozoflar ile yaşamıştır.

Erken dönem hint inancı

Hinduizm’in teist bir inanç olmasına karşın ateist bir ekole erken dönemlerde rastlanmaktadır. MÖ 6. Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkmış, gayet maddeci ve teizme karşı bir ekol olan Carvaka, büyük bir ihtimalle Hindistan tarihinin en ateist ekolünü oluşturmuştur. Hint felsefesinin bu bölümü, heterodoks olarak Hinduizm’in diğer altı Ortodoks ekolü ile beraber dikkate alınmamıştır. Ama Hinduizm’in maddeci hareketi açısından kayda değerbir ekoldür.

Hindistan’da Tanrı’nın kabul edilmeyişi Jainizm ve Budizm’de de görülmektedir.

Antik Yunan

Batı dünyası ateizminin Sokrates öncesi dönemden kök alan kendi öz geçmişi vardır. Fakat bu, Aydınlanma dönemine kadar farklı bir tarzda ortaya çıkmadı. MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Diagoras, mistizmi ve inancı güçlü bir şekilde irdelediği bilinen ilk ateisttir. Critias’ın görüşü, dinin insanlar tarafından yaratıldığı ve insanları korkutarak onlara belirli kurallar dayatan bir sistem olduğudur.

Demokritos gibi maddeciler ise evreni ruhani ve mistik kavramlar olmadan saf maddeci yöntemlerle açıklamaya çalışmışlardır. Sokrates öncesi dönemde ateist görüşlere sahip olan diğer filozoflar arasında muhtemelen Prodikos ve Protagoras da vardı. MÖ 3. yüzyılda yaşamış olan Teodorus ve Straton da Tanrı’nın varlığına inanmayan filozoflardı.

Sokrates, mevcut tanrıları sorgulamaya ilham verdiği gerekçesi ile suçlanmıştır. O, ruhlara inanan bir insan olarak tam manasıyla ateist olamayacağını ifade etse de idama mahkum olmaktan kurtulamamıştır. Euhemerus’a göre tanrılar sadece kutsallaştırılmış hükümdarlar, fetihçiler ve geçmişin kurucularıdır. Onların dinleri ve mezhepleri, yok olmuş krallıkların devam eden politik yapılarıdır.

Yine bir maddeci olan Epikuros, ölümden sonraki hayatın varlığı ve bireysel kutsiyetler içeren pek çok dinsel doktrinde fikir yürütmüştür. Ona göreruh tamamen maddesel ve ölümlüdür. Epikurosçuluk, tanrıların yokluğunu iddia etmese de var olmaları halinde insanlıkla alakasız olacaklarını ifade eder.

Romalı şair Lukretyus da tanrıların olması halinde bunların insanlıkla alakasız olacaklarını ve doğal yaşama kesinlikle müdahil olmayacaklarını söylemiştir. Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir. Kozmos, atom, ruh, ölümlülük ve din gibi konulardaki Epikurosçu görüşlerini De rerum natura (Varlıkların Doğası Üzerine)adlı eserinde dile getirerek Epikuros’un felsefesini Roma’da tanıtmıştır.

“Ateist”in anlamı antik yunan boyunca değişiklik göstermiştir. Erken dönem hristiyanları, kendi tanrılarına inanmadıkları için paganlar tarafından ateist olarak yaftalanmıştır hatta Roma İmparatorluğu döneminde, Roma tanrılarını reddettikleri için idam edilmişlerdir. Hristiyanlığın Roma tarafından kabul edildiği 381 yılından sonra ise yeni egemen dine aykırı olanlar suç işlemiş sayılmıştır.

Rönesans

Ateizm, orta çağ Avrupa’sında çok nadir görülen bir görüştü. O dönemde metafizik, din ve teoloji egemen olan akımlardı. Ama bu dönemde dahi heterodoks anlayıştan farklı olarak şekillenen, doğa, yücelik, Tanrı’nın erdemi gibi konularda farklı görüşler vardı. Johannes Scotus Eriugena, David of Dinant, Amalric of Bena ve Brethren of the Free Spirit gibi gruplar, hristiyanlığa panteist bir bakış açısı katıyordu.

Modern dönem

Rönesans ve Reform dönemleri, dini coşku içerisinde bir dirilmeye tanık olmuştur. Yeni dini kurallar, popüler dini düşkünlükler ve yükselen sade Protestan kurallarını benimseyen Kalvinizm gibi tarikatların oluşması bunun ispatıdır.

Hristiyanlığı sorgulamanın yaygınlaşmasının arttığı dönem 17. ve 18. yüzyıllar oldu. Bu konuda Fransa ve İngiltere başı çeken iki ülke oldu. 17. yüzyılın sonlarına doğru pek çok deist hristiyanlıkla dalga geçerken ateizme tepeden bakıyorlardı. Deist fikirlerinden arınarak ateist olan ilk kişi, bilindiği kadarıyla 18. yüzyılın başlarında yaşamış olan bir Fransız papaz, Jean Meslier’dir. Türkçe’ye Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle çevirilen “Sağ Duyu” isimli kitabın yazarı olan Meslier, baron d’Holbach ve Jacques-André Naigeon gibi ateist düşünürlerden etkilenmiştir.

Fransız İhtilali, ateizmi kapalı salon sohbetlerinden halkın içerisine taşımıştır. Devrim, pek çok din adamını ve özellikle de ruhban sınıfı Fransa’dan kovmuştur.

Napoleon döneminde, Fransız halkının laikleşmesi kurumlaştırıldığı gibi devrimin İtalya’nın kuzeyine ihracı da gerçekleşti. 19. yüzyılda pek çok ateist ve din karşıtı felsefeye sahip düşünür, bütün güçlerini siyasi ve toplumsal devrime adadılar. Onların bu çabaları 1848 devrimlerini kolaylaştırdı ve yükselen uluslar arası sosyalist harekete öncülük etti.

19. yüzyılın ikinci yarısında pek çok ünlü Alman filozof tanrısal olguları reddetti. Ludwig Feuerbach, Arthur Schopenhauer, Karl Marx, Friedrich Engels ve Friedrich Nietzsche bunların başlıcalarıydı.

20. yüzyılda ateizm kendini daha çok pratik ateizm olarak sahneledi. Bu dönemde ateizm; varoluşçuluk, nesnelcilik, seküler hümanizm, nihilizm,pozitivizm, Marksizm, feminizm ve genellikle bilimsel ve ulusalcı hareketlerde yer edindi.

20. yüzyılda ateizm, Marks ve Engels’in çalışmalarıyla kendine politik arenada da yer buldu.

1966’da Time dergisinin “Tanrı Öldü mü?” sorusu, Dünya’nın yarıya yakınının “dinsiz” bir yönetim altında bulunduğunu ortaya çıkardı. Ertesi yıl, Arnavutluk’un sosyalist lideri Enver Hoca, ülkesinin tüm dini kurumlara kapatıldığını söyleyerek resmi düzeyde ilk ateist devleti ilan etmiş oldu.

Ateizm'in çeşitleri

Ateizm, tarih boyunca çok çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır. negatif ve pozitif ateizm, ateizmin güçlülüğü ile alakalıyken, esas ayrım ateizmin teorikliği ve pratikliği arasındadır. Teorik ateizmin dallarının her birinin kendine göre mantıksal ya da felsefi dayanakları varken, pratik ateizmin belli başlı dayanakları yoktur. Pratik ateizmde genel bir ilgisizlik ve Tanrı fikri konusunda bilgisizlik görülür.

Negatif ve pozitif ateizm: George H. Smith'in sınıflandırmasına göre ateizmin "negatif ateizm" ( ya da "zayıf ateizm") ve "pozitif ateizm" (ya da "güçlü ateizm") olarak iki çeşidi vardır. Pozitif ateizm ise, Tanrı'nın varolmasını mümkün görmez. (Bunu, Tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı, içinde çelişkiler taşıdığı veya absürd olduğu, vs. gibi gerekçelere dayanarak yapar). Negatif ateizmde bir iddia yoktur, sadece bir ret vardır.

Pozitif ateizmde ise hem bir ret, hem de bir karşıt iddia vardır. Pozitif ateistin yaklaşımı ise, "Tanrı'nın varolması mümkün değildir" şeklindedir. İkisi de sonuçta Tanrı kavramını reddetmek noktasında birleştiğinden, ateizm başlığı altında tanımlanırken ikisinin ortak noktası olan "Tanrı'ya olan inançsızlık" kullanılır. Çünkü bu inançsızlığın sebebi ne olursa olsun, ister delil yetersizliği, ister Tanrı kavramının anlamsızlığı veya absürdlüğü, isterse Tanrı kavramıyla hiç karşılaşmamış olmak olsun, hepsinin ortak noktası kişide Tanrı inancının varolmamasıdır.

Pratik ateizm: Bu görüşe göre Tanrı’nın varlığı ret edilmiyor ama ona önemsiz ve gereksiz bir yer veriliyor. Pratik Ateizm’de, Tanrı ne bu dünyaya müdahale eder ne hayata herhangi bir amaç katar ne de her gün sizi etkiler.

Teorik ateizm: Teorik ateizm, teizmin karşısına net olarak tez koyabilen ateizm çeşididir. Bu tezler ontolojik, epistemolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve mantıksal olabilir.

Epistemolojik ve ontolojik tezler: Epistemolojik ateizm, insanların Tanrı’nın varlığını bilemeyeceğini ya da varlığına karar veremeyeceğini iddia eder. Epistemolojik ateizm, temelini pek çok çeşidi olan agnostisizmden alır.

Metafiziksel tezler: Metafiziksel ateizm, gerçekliğin homojen ve parçalanamaz olduğunu savunan monizm üzerinde şekillenir. Fizik dışı tüm varlıkları net bir şekilde reddeder. Metafiziksel ateizm; panteizm, panenteizm ve deizmi de kapsar.

Psikolojik, sosyolojik ve ekonomik tezler: Ludwig Feuerbach ve Sigmund Freud gibi bazı düşünürler Tanrı’nın, duygusal ve felsefi ihtiyaçlar yüzünden insan tarafından yaratıldığını savunur. Bu, aynı zamanda pek çok Budistin de ortak görüşüdür. Karl Marks ve Friedrich Engels, Feuerbach’tan etkilenerek Tanrı’yı egemen sınıflar tarafından, emekçi halkı ezmek için kullanılan sosyal bir araç olarak görmüşlerdir. Mikhail Bakunin’e göre Tanrı fikri, insandaki adalet isteğini ortadan kaldırır ve insan özgürlüğü önündeki ciddi bir engeldir. Voltaire’in “Eğer Tanrı olmasaydı, onu yaratmak gerekirdi.” sözüne karşılık “Eğer Tanrı olsaydı onu devirmek gerekirdi.” demiştir.

Mantıksal tezler: Mükemmeliyet, adalet, merhamet, her şeyi bilen, her şeyi yapabilen, ululuk, fiziksel olmayış gibi noktalarda teizme eleştirel yanıtlar getiren ateizm çeşididir.

Ateist'likte tanrının varlığına karşı çıkılan noktalar

Tanrı fikrine karşı çıkışta, ateizmin yeterli görmediği kanıtlar daha da çoğaltılmakla beraber 7 temel başlık altında irdelenebilir.

İlk neden: Teist fikirde öne sürülen “ilk neden” savına ateistler, bu ilk neden fikrinin Tanrı’ya uygulanmıyor oluşundan ötürü karşı çıkmaktadır. Bu hususta tüm ateistler arasında görüş birliği söz konusudur. Teistler ise, Tanrı'nın "ilk neden" olduğu için Tanrı olduğunu, Tanrı'nın da nedenini düşünmenin kısır döngüye neden olacağından mantıksız olduğunu savunur.

Düzen: Evrenin düzenli ve uyumlu olduğu fikrine ateistler birkaç noktada karşı çıkmaktadırlar. Bunlardan ilki, kaotik evrende düzenli alt parçacıkların olabileceği fikridir. İkincisi, herhangi bir düzenin kesin olarak zeka gerektirdiği görüşünün dayanak açısından yetersizliğidir.

Ahlaksal savlar ve adalet fikri: Tanrı olmazsa ahlak veya adalet olmayacağı savına ise ateistler, bunun sadece insanca bir temenni olduğu ve bir varlığın ispatı için herhangi bir delil niteliği taşımadığı gerekçesi ile karşı çıkmaktadırlar.

Sonsuzluk: Sonsuzluk fikrini insanın kavrayamaması ile sonsuzluğu kavrayabilen bir varlığın var olması arasında nedensel bir ilişki göremeyen ateistler, bu iddianın hiçbir şekilde kanıt içermediğini savunmaktadırlar.

Her şey mümkün olanın en iyisidir: Doğadaki ahenk ve uyum konusundaki teist iddiası konusunda ateistlerin görüşü tamamen doğal seçilimle ilintilidir. Uyumlu olmayanın elenmesi ilkesine dayanan bu olay sonucunda ortaya son derece uyumlu bir yapı çıkmaktadır. Bu olgudan yararlanan ateistler, teistleri “insan burnunun gözlük takmak için yaratıldığı” örneğiyle de eleştirirler.

Mantıksal ve Ontolojik kanıtlar: Mantıksal akıl yürütmelerle Tanrı’nın varlığını ispatlama çabaları olarak özetleyebileceğimiz bu maddenin en bilinen örneği Descartes’in tanrı kanıtıdır. Bu kanıt, Tanrı’yı düşünüyorsak demek ki o vardır, olmayan bir şeyi düşünemeyiz temeline dayanır. Ateistler bu iddiaya pek çok kurgusal kahramanla karşılık vermektedirler. Kanatlı at pegasusu, boynuzlu at unicornu ya da noel Baba’yı da aklımızda canlandırmamıza rağmen gerçek hayatta karşılıklarının olmadığını ifade ederler.

İmam gazali’nin ateistlik ilgili görüşü

“Ya varsa” ile özetlenebilecek bu iddiaya göre inanan insanın kaybedecek bir şeyi yoktur, ancak inanmayan insan sonsuz hayatı kaybedeceği gibicehennem azabı ile karşılaşacaktır. Bu fikir, ateistler arasında “tüccar mantığı” olarak değerlendirilmektedir. Ateistlere göre, bir şeyin var olması ile değil de bu işten çıkar sağlamaya odaklanan politik anlayışların felsefi açıdan herhangi bir değeri yoktur.

Teizm nedir?

Teizm, her şeyden önce bir tanrı veya tanrıların var olduğu kabulünün üzerine kurulmuş bir düşünce yapısıdır. Teist görüşte, tanrı veya tanrılar yaratılmamışlardır, olmuş ve olacak her şeyi bilirler, sonsuz kudrete sahiptirler, zaman ve mekandan bağımsızdırlar, bilinen şeyler ile benzerlikleri yoktur. Teizmde çoğunlukla tanrı veya tanrıların evrenin işleyişine müdahale ettikleri inancı hakimdir.Klasik teizm, anılan özelliklere sahip tanrı veya tanrıları kabul ederek her şeyi bu referans noktasından hareket ile açıklamaya çalışır.

Deizm nedir?

Deizm düşüncesine göre de evren üstün, yüce bir varlık tarafından yaratılmıştır. Deizm'de, teizmin aksine, tanrının evrenin işleyişine müdahale etmediği fikri hakimdir.

Dinlerin reddi

Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'in en önemli ortak noktası ve en temel özelliği mutlak bir tanrıya olan inançtır. Her üç dinde de tanrının evreni yoktan var ettiği ve tüm yaratıklarının üzerinde mutlak hakimiyeti olduğu inancı vardır. Tanrının yaratıklarından olan insan ise yaratıcısına mutlak bağımlıdır, günahkardır ve hayatı, ancak tanrısının buyruklarını sorgusuz yerine getirdiği sürece bir anlam kazanabilir.

Ateizmin çok çeşidi olmakla birlikte tüm kolları böylesi bir inanışı reddeder. Ateizm tanrının yanı sıra tüm "ruhani varlıkları" da reddeder. Ruhani varlıklar dini sistemlerin temel direklerini meydana getirdiği için buradan ateizmin tüm dinleri de reddettiği sonucu çıkar. Yani ateizm, Yahudi geleneğinden gelen dinlerin yanı sıra Dinka ve Nuer gibi Afrika dinlerinin de, Roma ve Yunan medeniyetlerinin antropomorfik tanrılarının da, Hinduizm ve Budizmin ruhani kavramlarının da reddidir.

Bununla birlikte çok geniş, tarihi, kültürel, bilimsel ve felsefi temelleri olan ateizmi sadece "tanrının ve dinlerin reddi" olarak tanımlamak yetersiz bir açıklama olur. Örneğin; Ateizm, Tanrı inancı ile temellendirilmiş bir "iktidar" anlayışını da reddeder. Ancak burada Ateizm'in reddettiği; salt iktidardeğil, iktidarın Tanrı inancı üzerine temellendirilmesidir.

Bu durum, Ateizm'in tanımının anarşizm olarak yapılmasını mümkün kılmayacağı gibi; Ateizm'in tanımını "tanrılara ve ruhsal varlıklara olan metafizik inançların reddedilmesi"nden alıp "dinlere inanmamak" şeklinde tanımlanmasını da mümkün kılmaz. Ateizm, doğrudan din veya siyasi iktidar ile ilgili değil, Tanrı ve metafizik ile ilgili bir kavramdır.

Tesettürün-Türbanin Modasi Olur mu?

Sizden Gelen Sorular : Tesettürün Modası Olur mu?,Örtünme Adabı,Türbanın Modası Olur mu?,Türban Nasıl Örtülmeli?,İslam Dinine Uymayan Örtünme Şekli...
Tesettürün ve Türbanın Modası Olur mu
Tesettürün Modası Olur mu?
Son zamanlarda öyle çirkin şeyler görüyorum ki,dışarıda erkekler yanından çıplak geçse bakmıyor ama kapalı bayanları görünce içlerine düşüyorlar,çünkü öyle çirkin bir hal aldı ki bu örtünme tarzı adı moda olarak anılmaya başladı,söylerken utanıyorum fakat tesettür fantezilere alet edilmeye başladı,ne kadar çirkin ve ne kadar günah yarabbi...
Bu tarz giyinenlere eminim yolda,otobüste,alışverişte ve bir çok yerde sizde tanık olmuşsunuzdur,"üstü forma altını sorma" tabiri bu tarz kapalı açıklara çuk oturan bir söz malesef,peki biz ne ara bu hala geldik,biz ne ara tesettürde modayı konuşmaya başladık?..İşte Tesettürün Modası olur mu sorusunun cevabı;

Tesettür ya da hicab Hz. Âdem'den beri insanla beraber var olan hem bir ihtiyaç, hem bir nimet, hem de bir ibadettir. Hz. Âdem ve eşi Havva'nın yasak meyveden yemeleri sonucu çıplaklıklarını fark edip avretlerini cennet yapraklarıyla örtmeye çalışmaları, haramı işlemekle açılıp saçılma arasındaki ilişkiye işaret etmesi bakımından da anlamlıdır.

Kur'an-ı Kerim'de giyim kuşamla ilgili olarak; siyab/sevb, libas, ziynet, rîş/süs, humur/himar, cilbab, hicab, serabîl/sirbal, tezemmül, tedessür ve bunların zıddı olarak da teberruc, avrât, sev'ât gibi kelimeler yer alır. Bu ifade farklılığının bir anlamı da elbette giyinmenin çok farklı fonksiyonlarının olabileceğine işaret etmesidir.

Bizim kullandığımız tesettür kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de geçmez. Onun yerine hicab kelimesi yer alır. Onun için bizim dışımızdaki İslam ülkeleri bizim tesettür dediğimiz şeye hicab derler.

Giyinmenin en temel fonksiyonlarının şunlar olduğunu söyleyebiliriz;


- İnsanın avretini ya da Allah'ın bir emaneti olarak koruması gereken cinselliğini başkalarından saklamak,
- Sıcak soğuk gibi tabiat olaylarından korunmak,
- İffetini ve Müslüman kimliğini ilan ve izhar etmek ve süslenmek.


Bunların hepsi Allah'ın nimet olarak saydığı, insanoğlunun da en azından bir kısmını doğal olarak yapmak durumunda olduğu ya da yapmak istediği eylemlerdir.

Bu fonksiyonlardan ikisi tesettürde özellikle önemlidir: Avrâtı/cinselliği gizlemesi, ayrıca kişinin Müslüman ve iffetli olma kimliğini karşı tarafa göstermesi.

Ahzâb 59 Cilbab ayetindeki 'tanınsınlar da taciz edilmesinler' ifadesinden böyle bir şey anlaşılabilir. Bundan, kadın ya da erkek cinsel cazibesini başkalarına teşhir etme ya da bunun için namahreme cazip görünme hakkına sahip olmadığı manası da çıkar.

Kur'an-ı Kerim'de özellikle de kadın için ziynetin, yani süslenmenin mutlak anlamda yasaklanması söz konusu değildir. Ziynet, özellikle de kadının fıtratında var olan bir duygudur. Tabii ve fıtrî olan bir şeyin tamamen yasaklandığı hiç yoktur. Kur'an-ı Kerim kadının bu fıtratına işaret eder. Onu, “zinetler içinde yetiştirilen ama tartışmada meramını çok iyi anlatamayan…” (Zuhruf 18) diye niteler.

O halde ziynet kadının doğal hakkıdır, tesettür ise ziynetini yabancılardan saklamanın aracı olarak bir görev ve bir ibadettir. Öyleyse elbisenin bizatihi kendisinin ziynet olması bu fonksiyonuyla tezat oluşturabilir ve bu itibarla da tesettürün moda ile bağdaştırılması zorlaşır.

Aslında cennette avretlerinin açılması ve yapraklarla kapanma hem Âdem hem de Havva için söz konusu idi. Ama günümüzde tesettür denince daha çok kadın akla geliyor. Elbette erkek için de olması gereken asgari bir tesettür vardır.

Bunda cinsel cazibe açısından kadının erkekten daha ileri ve çekici olmasının da etkisi olmuş olabilir. Bu açıdan tesettür denince ilk akla gelen erkek değil de kadın olmuştur. Erkeğin elbisesinin süs olma özelliği de, fıtrat farklılığı sebebiyle kadınınkine göre daha az istenen bir şeydir.

İslam geleneğinde kadının tesettürünün şeklinden çok onda bulunması ya da bulunmaması gereken özelliklerden söz edilir.

Bu özellikleri kadın elbisesi için sayan âlimler şu şartlarda ittifak ediyor gibidirler:

- Kadının elbisesi bütün bedenini, Hanefilere göre eller ve yüz hariç, örtmelidir.
- Dış elbisesi bir süslenme ve teberruc aracı kılınmamalıdır.
- Vücut hatlarını belirtecek şekilde dar ve şeffaf olmamalıdır.
- Gayrimüslimlerin özel elbiselerine benzememelidir.
- Erkek elbisesi gibi olmamalıdır.
- Yabancı erkeklerin bulundukları ortamlarda çekici kokular taşımamalıdır.
- Şöhret elbisesi olmamalıdır.


Teberruc, burçlaşma çabasıdır, yani namahremler için kendini görünür ve bakılır kılma için yapılan her uğraştır.

Şöhret elbisesi ise erkek için de söz konusudur ve bir hadisi şeriften alınmadır. Resulüllah (sa) dikkat çekecek derecede lüks ve mutantan, yine dikkat çekecek derecede pılı pırtı ve pejmürde giymeyi yasaklamıştır.

Mesele bu şartları taşımakla beraber tesettürle modanın birlikte bulunup bulunamayacağı meselesidir. 


MODA İLE TESETTÜR BAĞDAŞIR MI?
Tesettürün ittifakla kabul edilen şartları ile modayı moda kılan özellikleri yan yana düşündüğümüzde moda ile tesettürün ne ölçüde bağdaşabileceğini, ya da bağdaşamayacağını anlayabiliriz:

"Tesettürde namahreme bakmama ve baktırmama esastır." Yani tesettürlü bir kadın tesettürü ile 'bana bakma!' demiş olur. Oysa moda 'bana bak' demenin ifadesidir.

Tesettürde 'teberruc' haramdır. Teberruc, burçlaşma, yani görünür olma çabasıdır. Oysa moda baştan ayağa teberruçtur.

Tesettür ucu Hz. Âdem'e dayanan bir geleneğin devamıdır. Oysa moda eskiyi çöpe atmanın adıdır, yarın tekrar değişecek olan şu anı yaşamaktır.

Tesettürde şöhret, istenmeyen bir şeydir. Resulüllah (sav) 'şöhret libasını' lanetlemiştir. Şöhretin her iki ucu da yerilmiştir.

Tesettür israfın haram olduğu bir düşüncenin ve ihtiyacın ürünüdür. Oysa moda safi israftır.

Tesettür bir kişiliği, kimliği ve aidiyeti sembolize eder. Oysa moda özentinin ve öykünmenin ürünüdür.

Tesettürün asıl boyutu manevi yönüdür, o bir ibadettir, moda ise gösterişten, riyadan ve görünenden ibarettir.

Moda bir bakıma da 'karargâhınız evleriniz olsun' denen kadınların toplumsal hayatta ve aktif iş hayatında bir ihtiyaca bağlı olmaksızın, sırf ekonomik özgürlük adına arzı endam etmesinin kaçınılmaz bir sonucudur.

Moda ve gösteriş tarzındaki tesettür modernliğin ve dünyevileşmenin bir tezahürüdür.

Bütün bu sebeplerden ötürü moda ile tesettüre bağdaştırma imkânı gözükmemektedir. 

27 Mayıs 2016 Cuma

Adetliyken Yapılabilecek İbadetler-Nihat HATİPOĞLU

Sizden Gelen Sorular : Adetliyken Yapılacak Zikirler,Adetliyken Yapılacak İbadetler Nihat HATİPOĞLU,Adetliyken Hangi Dualar Okunur,Miraç Kandilinde Adetliyken Yapılacak İbadetler,Adetliyken Yapılabilecek İbadetler,Adetliyken Kandilde Yapılabilecek İbadetler,Adetliyken Yapılabilecek Tesbihler...

Adetliyken Yapılabilecek İbadetler
Adetliyken Yapılabilecek İbadetler!..

Adetliyken Fatiha suresi dua niyetiyle okunabilir
. Bununla birlikte Kur'andaki duaya benzeyen ayetler de Kur'an okuma niyetiyle değil de dua amacıyla okunabilir

Örneğin; Rabbena atina fiddünya haseneten ve filahireti haseneten ve gına azabennar gibi. Aynı şekilde sevinçli bir haber alan bir kişi Elhamdülillah diyebilir. üzücü bir haber duyan ise İnna lillah ve inna ileyhi raciun diyebilir. (İbrahim Halebi, Halebi, Sağir, s.37-39; İbn-i Abidin, Haşiyetu Reddi'l-Muhtar, 1/293) 
İmam Malik'e göre hayızlı kadın mazeretli olduğundan ve Kur'an okumaya da muhtac olmasından dolayı cevaz vermiştir. Fakat hayız kanı kesildikten sonra gusül etmeden önce kuran okuyamaz. (Zuhayli, el-Fıkhu'l-İslami, 1/471) Diğer şekilde zikir çekebilir dua edebilir. Bunlara bir mani yoktur. 
Hatta özel günlerindeki bir bayanın kıbleye doğru oturarak zaman zaman tesbih çekmesi dua etmesi isabetli bir davranış olur böylelikle adet gördüğü günlerinde bu şekilde manen beslenmiş olur. 

Hayızlı vede nifaslı kadınların yada cünüplerin kunut vesaire gibi çeşitli duaları okumalarında, tesbih ve tehlil kelimelerini söylemelerinde ve Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'e salat ve selam getirmelerinde hiçbir mahzur yoktur. Hayız ve nifaslı halde olanlar, Kur'an-ı Kerim'i okuyamamakla beraber, kur'an dinleyebilirler
Kur'an Kursu hocalığı yapan bir kadın, adet halinde öğretim işini yardımcısına yaptıracaktır. Yardımcısı yoksa Hanefi ulemasından Kerhi ve Tahavi'ye göre öğretimini devam ettirecektir. 

Kerhi: öğretmen hanım hayız halinde kelime kelime, Tahavi ise, yarımşar ayet söylemekle öğretim yapılmasında 'beis yoktur' demişlerdir. Netice itibariyle İslam alimlerinin çoğunluğu Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre hayızlı ve cünüp olan Kur'an ayetlerinden okuyamaz . (Zuhayli, el-Fıkhu'l-İslami, 1/471)

26 Mayıs 2016 Perşembe

Dinimizde Boşanmak Günah mıdır Caiz mi?

Sizden Gelen Sorular : Dinimizde Boşanmak Günah mı?,Dinimizde Boşanmak Günah mıdır?,Dinimizde Boşanmak Caiz midir?,Dinimizde Boşanmak Helal mi?..

Dinimizde Boşanmak Günah midir Caiz mi
Dinimizde Boşanmak Günah midir Caiz mi?

İslam dininde boşanmak caizdir.İslâm hukukunda, nikâhla kurulan evlilik bağını çözmek, evliliği ortadan kaldırmaktır. Boşama anlamında tatlîk şeklinde kullanılır.

İslâm'a göre evlilikten maksat, huzurlu bir aile hayatı kurmak ve böyle bir yuvada iyi bir nesil yetiştirmektir. Ama, böyle yüce gayelerle kurulan evliliklerin hepsinin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bazen ölüm ve hastalık gibi tabii engeller, bozan da geçimsizlik, münaferet, eşlerin birbirini sevmemesi, anlaşamama gibi eşlerden kaynaklanan engeller evliliğin başarı ve devamına mani olur. 

İslâm, evliliğin asıl gayesinden uzaklaştığı, eşlerin bir arada huzurla yaşamalarına imkan kalmadığı, ihtiyaç ve zaruretlerin gerektirdiği hallerde evliliğin sona erdirilmesine izin vermiştir. Bu izin doğrultusunda evliliğe, erkek tarafından doğrudan ya da kadından aldığı bir bedel karşılığında son verilebileceği gibi, talâk hakkını elinde tutan kadın tarafından, hakim veya hakem kararıyla da son verilebilir.

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): اَبْغََضُ الْحََلِ اِلَى اللّهِ الطََّقُ "Allah'ın en çok nefret ettiği helâl, boşanmadır." buyurmuştur. Evet dinimiz, Hristiyanlığın aksine, boşanmayı helâl ve meşru kılmıştır. Ama tecviz etmemiştir.

Karı ve koca her iki taraf, birbirlerinde gördükleri hoşlarına gitmeyen hususlara sabrederek basit şeylerden boşanmaya tevessül etmemeleri gerekir.

24 Mayıs 2016 Salı

Teravih Namazı Gece 12'den Sonra Kılınır mı?


Teravih Namazi Gece 12'den Sonra Kilinir mi
Teravih Namazı Gece 12'den Sonra Kılınır mı?..


Teravih namazının vakti yatsı namazı gibidir.Yatsı ezanıyla beraber başlayıp,ikinci fecre yani yatsı namazına kadar devam eder.Saat 12'den sonra da kılınabilir.Teravih namazının vakti, yatsı namazından sonra başlayıp fecrin doğuşuna kadar devam eder.Kısaca imsak kesimine kadar devam eder.

Her hangi bir sebeple Teravih namazı kılamayan kişi gece yarısından sonra ve sahur vaktinde teravih namazını kılabilir.Fakat imsak kesilmesiyle teravih namazının da vakti çıkar.

Teravih namazını, gecenin üçte birinden evvelceye, veya gecenin yarısından evvelceye kadar, tehir etmek müstahaptır. Gece yarısından sonra, teravih kılmakta ihtilâf olunmuştur:

Bâzı Alimler, mekruh olur, zîra teravih namazı, yatsı namazına tâbidir, yatsının, sünneti gibi olmuştur, dediler.

Bazılar, mekruh olmaz, zîra gece namazının, haddi zâtinde en faziletlisi, gecenin sonunda kılınanıdır, demişlerdir.

Ancak doğru olan görüş, mekruh olmaması olup Fakat güzel olan, kaçırma korkusuna binaen, o kadar geciktirmemektir.

22 Mayıs 2016 Pazar

Berat Gecesi Duası Arapça Okunuşu ve Arapça Yazılışı

Sizden Gelen Sorular : Berat Duasi Turkce Okunusu,Berat Kandili Duası Arapça Okunuşu,Berat Gecesi Duası Türkçe Okunuşu,Berat Gecesi Duası Arapça Cübbeli,Berat Gecesi Duası Arapça Metni,Berat Kandili Duası Arapça Yazılışı...



Bismillahirrahmanirrahim

Allahümme ya zel-menni vela yümennü aleyhi.Ya zel-celali vel-ikrami.Ya zet-tavli vel inami.La ilahe illa ente.Zahrel-laciine ve carel-müstecirine ve emanel -haifine.Allahümme in künte ketebteni indeke fi ümmil -kitabi şekıyyen ev mahrumen ev matruden ev mukatteren aleyye fir-rızkı.Femhullahümme bi fazlike şekaveti ve hirmani ve tardi ve iktare rızki ve esbitni indeke fi ümmil-kitabi seiden ve merzukan ve müveffekan lil-hayrati,feinneke kulte ve kavlukel-hakku fi kitabikel-munzeli ala lisanı nebiyyikel-mürseli.Yemhullahü ma yeşaü ve yüsbitü ve indehu ümmül-kitabı.ilahi bit-tecelliyyil-azami fi leyletin-nısfı min şabanel-mükerremilleti.Fiha yüfreku küllü emrin Hakim.ve yübremü en tekşife anna minel-belai manalemü ve ma la nalemü ve ma ente bihi alemü inneke entel-eazzül-ekremü.Ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve evladihi ve ezvacihi ve selleme.


Berat Gecesi Duası Arapça Okunuşu ve Yazilişi
Berat Gecesi Duası Arapça Yazılışı


Berat Gecesi Duasının Anlamı: Ey, kullarına sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunan, onların karşılığına ihtiyacı olmayan Allah’ım!. Celal ve Kerem sahibi Rabbim! Biz âciz kullarına sonsuz nimet ve imkanlar bahşeden Sensin! Senden başka ilah yok! Sana sığınıp yalvaranlara yardım edersin! Korkanların güvenip sığınacağı yegâne melcei yine Sensin!

Ya Rabbi, Senin nezdindeki kitabında, Levh-i Mahfûz’da şayet beni kötü, mahrum, ilâhî rahmetten kovulmuş, fakir bir insan olarak yazmış isen fazlınla bu kötü kaderimi; âsî, mahrum, ilâhî huzurdan kovulmuş, darlık içinde hayat geçirmeye mahkum bir fakir insan oluşuma ait yazgımı siliver Allahım! Beni, nezdindeki ana kitapta iyilerden, salih kullarından, rızkı bol, zengin ve hayırlı işlerde yarışan ve muvaffak olan kullarından olarak yazıver.

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:''Beraat kandili gecesi, iki gözünüzün birine, üç defa, diğerine ise iki defa sürme çekin ki, Allahü Teala sizi göz rahatsızlığından korusun.''

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: ''O gün evlerinizde, kapkacaklarınızı boş bırakmayın.Zira Allahü Teala o gün alıp yerleştirdikleriniz hususunda gelecek seneye kadar size bereket verir.''

20 Mayıs 2016 Cuma

Berat Kandilinde Yapılması Gereken İbadetler

Berat kandilinde yapılması gerekenler,berat kandilinde kılınacak namaz ve bu namazın nasıl kılınacağı,berat kandilinde tutulacak oruç ve bu orucun ne zaman ve nasıl tutulacağı,berat kandili orucuna nasıl niyet edileceği,berat kandili gecesi yapılacak dua ve dualar hangileri...bu ve bunun gibi tüm soruların cevabını aşağıda yazmış olduğumuz yazımızda bulabilirsiniz!..Sizlere ve Tüm İslam Alemine Hayırlı Kandiller Diliyoruz...

Berat Kandilinde Yapılacaklar ve okunacak dular
Berat Kandilinde Yapılması Gereken İbadetler!..

Berat Kandili Gecesinde Yapılacak İbadetler :
* Gece bir saat kadar ibadet etmekle, gece ihya edilmiş olur. Fakat vakti müsait olan, gece daha az uyumalı.
* Mümkünse din büyüklerimizin kabirlerini ziyaret edip feyizlerine kavuşmalı. Büyüklerimiz için çok dua etmeli.
* Kendimiz ve bütün müminler için, dua ve istigfar etmeli. Namazdan sonra çok dua etmeli, özellikle hayırlı dua etmeli. Duada ısrar etmeli, yani duayı çok tekrarlamalı. Peygamber efendimizin Berat gecesinde okuduğu, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen min-eş-şirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen) duasını çok okumalı.
* Aile efradıyla merhametli konuşmalı, onlara iyi davranmalı.
* Kur’an-ı kerim okumalı, özellikle "Rabbenâ âtinâ ve Âmenerresûlü’yü" çok okumalı.
* Kazası olmasa da, çok kaza namazı kılmalı. Namaz dışında secde ederek, secdede dua ve istigfar etmeli, mümkünse toprağa secde etmeli, secdeyi çok yapmalı.
* Güzel koku sürünmeli.
* Allahü teâlâya hamd ve şükretmeli.
* Ertesi gün de oruç tutmalı.

* Kur'ân-ı Kerim okunmalı,okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah'a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

* Peygamber Efendimiz (sas)'e salât ü selâmlar getirilmeli; O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

* Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

* Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

* Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli.

* Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

* Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

* Mü'minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

* Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

* Kişi kendine ve diğer Mü'min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.

* Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

* Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

* O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı.

* Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va'z ü nasihat dinlenmeli;

* Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.

* Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk'a niyazda bulunulmalı.

* Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

* Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefonla tebrik edilmeli; duaları istenmeli.

* Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

"Berat Kandilinde Ne Zaman Oruç Tutulur?",Şabanın 14. mü, 15. Günü mü Oruç Tutulur?

Onbeşinci günü tutulur. Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Berat Gecesinde Kaderimiz Tekrar mı Yazılıyor?

Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın ezeldeki ilmi nasılsa, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)

Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)


Berat Gecesinde Nasıl Namaz Kılınır?..Berat Gecesinde Kılınan Bir Nâfile Namaz Var mıdır?


Sadece Berat gecesinde değil, her gece nâfile namaz kılınır. Ancak kaza namazı borcu varsa iki rekât kaza namazı kılmanın sevabı, ömür boyu kılınacak nâfile namazların sevabından fazladır. İmam-ı Rabbanî hazretleri, farzın yanında nâfile namazların denizde damla bile olmadığını bildirmektedir.

Eğer farz namaz borcu yoksa, isteyen nâfile namaz kılabilir. Bazı kitaplarda, (Berat gecesinde kılınacak namaza Salat-ül-hayr [Hayır Namazı] denir. Bu namaz yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunarak kılınır) deniyor.

Bir kimse, kazası olmasa da, kaza namazı kılınca, o kaza namazı zaten nâfile olur. (Nâfile kılmadım) diye üzülmeye gerek kalmaz. Oruç da böyledir. Yani oruç kazası olmayan Ramazan orucunu kaza etse nâfile olur. Zekât da böyledir. Zekât borcu olmayan zekât diye para verse nâfile olur. Yani farz diye niyet edince, o farz değilse nâfile olur, boşa gitmez. Berat Kandili Gecesinde kaza namazı kılınırsa, kazamız olmasa da, yine nâfile sevabı alınır. Eğer mekruh olarak kılınan namazlarımız varsa, kaza kılınca onlar telafi edilmiş olur.


1- Yatsı ve Sabah namazları mutlak surette cemaatle kılınmalıdır ki, geceyi sabaha kadar ibadet etmiş olalım.

2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de oruç tutalım.

3- Bir günlük kaza namazı kılalım

4- Berâat gecesinde 100 rek'atlı Hayır Namazı vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

BERAAT GECESİ NAMAZI,BERAT GECESİNDE KILINACAK NAMAZ;Berat Gecesi Namazı Nasıl Kılınır?..

*Resulullah(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Beraat günü nafile namaz kılın ki, her rekatı size kaçırdığınız namazlar yerine sayılsın. Allahü Teala, inanan kulunu bir kere affedip, ondan amellerini kabul edince bir daha sonsuza kadar azab etmez."
Berat Kandili Namazının 4 Rekat Olarak Kılınmasındaki Hikmet:

Bu gecede dört rekat namaz kılınır; şöyle ki:


Her rekatta 1 Fatiha'dan sonra 1 Zilzal suresi, 25 kere İhlas suresi okunur. Selamdan sonra secde yapılır ve secdede 7 Fatiha, 1 İhlas, 1 Felak, 1 Nas sureleri okunur.

100 kere:[Esteğfirullahellezi la ilahe illa Hüvel Hayyel Kayyume ve etubü ileyh]


100 kere: [Allahümme salli ala Seyyidina Muhammedi'vve ala Alihi ve sahbihi ve sellim.]


100 kere: [La havle ve la kuvvete illa billah] okunur.


Berat Kandili Namazının 12 Rekat Olarak Kılınmasındaki Hikmet:

*Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Şaban'ın yarı gecesinde, her rekatında 30 kere İhlas okuyarak, 12 rekat kılarsa, cennetteki makamını görmeden(dünyadan) çıkmaz." Suyuti, el-Le'alil-Masnu'a, 2/59

*Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Şaban'ın yarı gecesinde bi Fatiha ve on İhlas okuyarak, 12 rekat kılarsa, günahları mahvedilir ve ömrüne bereket verilir." Nüzhetül-Mecalis, 1/143


Berat Kandili Namazının 14 Rekat Olarak Kılınmasındaki Hikmet:

*Hazreti Ali (Radıyallahü Anh) anlatıyor: Şaban'ın yarı gecesi, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in kalkıp 14 rekat namaz kıldığını gördüm.Namazdan sonra oturup, 14 kere Fatiha, 14 kere Felak, 14 kere Nas surelerini, 1 kere de (Tevbe suresinin son iki) ayetlerini okudu. okuması bitince, kendisine yaptığını gördüğüm amelinden sordum. Buyudular ki: "Her kim benim yaptığımı yaparsa, kendisi için 20 tane kabul olmuş hac ve 20 sene kabul olmuş oruç sevabı verilir. Eğer o gün oruca niyetle sabahlarsa, geçmiş ve gelecek birer sene olmak üzere iki sene oruç tutmuş gibi olur." Şu'abül-İman, 5/366, n.3559; İthaf,3/426


Namazın 100 Rekat Olarak kılınmasındaki Hikmet:


*Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim Şaban'ın yarı gecesinde, bir Fatiha ve beş İhlas ile yüz rekat kılarsa, Allahü Teala ona, her birinin yanında nurdan bir defter bulunan 500 bin melek indirir ki, kıyamet gününe kadar onun sevabını yazmaya devam ederler." Dürretül- Vaizin, s.250

Hayır Namazı 

Nasıl Niyet Edilir;  "Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerîfin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip süedâ defterine kaydeyle, Allâhü Ekber"

Kılınışı;
Her rek'atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur

İki rek'atte bir selâm verilerek 100 rek'atte tamamlanır

Her rek'atte 100 İhlâs-ı şerîf okumak sûretiyle 10 rek'at olarak da kılınabilir.

(Hz. Allâh'ın HÛ ism-i şerîfinin ebced hesâbına göre adedi olan) 11 şey, (TÂHÂ'nın ebced hesâbıyla adedi olan) 14 kere okunur. (TÂHÂ Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in ismidir.

İstiğfâr-ı şerîf: 14 kere
Salevât-ı şerîfe: 14 kere
Fâtiha-i şerîfe (besmeleyle): 14 kere
Âyetü'l-Kürsî (besmeleyle): 14 kere
Lekad câeküm...' (besmeleyle): 14 kere

14 kere 'Yâsîn' dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerîf
İhlâs-ı şerîf (besmeleyle): 14 kere
Kul eûzu birabbil-felak (besmeleyle): 14 kere
Kul eûzu birabbin-nâs (besmeleyle): 14 kere
"Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-aziym."

Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere

"Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammedin salâaten tünciinâa bihâa min cemî'ıl-ehvâali ve'l âafâat. Ve takdıy lenâa bihâa cemî'alhaacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemî'ıs-seyyi'âat ve terfeunâa bihâa ındeke a'led-derecâat ve tübelliğunâa bihâa aksa'l gaayâat. Min cemî'ıl-hayrâti fi'l-hayâati ve ba'del-memâat. İnneke alâa külli şey'in kadiyr."
Mânâsı: Allâh'ım, Efendimiz Muhammed'e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin.

Bunlardan sonra duâ yapılır.

Berâat Gecesi, bu gecede hiç olmazsa bir Tesbih Namazı kılınır!..

BERAT GECESİNDE OKUNACAK DUA

*Cebrail(Aleyhisselam), Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e ''Ya Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! Bu gece duaya çok çalış. Zira bütün ihtiyaçlar gerçekten bu gece görülecektir.'' buyurmuştur.[ Nüzhetül-Mecalis, 1/143] Bu gece hürmetine Rabbimiz, ağlamamıza ve yalvarmamıza acısın da beraatlarımızı ihsan eylesin!..Berat Kandili Nedir?Berat Kandilinin Önemi ve Anlamı

Bismillahirrahmanirrahim

[Allahümme ya zel-menni vela yümennü aleyhi.Ya zel-celali vel-ikrami.Ya zet-tavli vel inami.La ilahe illa ente.Zahrel-laciine ve carel-müstecirine ve emanel -haifine.Allahümme in künte ketebteni indeke fi ümmil -kitabi şekıyyen ev mahrumen ev matruden ev mukatteren aleyye fir-rızkı.Femhullahümme bi fazlike şekaveti ve hirmani ve tardi ve iktare rızki ve esbitni indeke fi ümmil-kitabi seiden ve merzukan ve müveffekan lil-hayrati,feinneke kulte ve kavlukel-hakku fi kitabikel-munzeli ala lisanı nebiyyikel-mürseli.Yemhullahü ma yeşaü ve yüsbitü ve indehu ümmül-kitabı.ilahi bit-tecelliyyil-azami fi leyletin-nısfı min şabanel-mükerremilleti.Fiha yüfreku küllü emrin Hakim.ve yübremü en tekşife anna minel-belai manalemü ve ma la nalemü ve ma ente bihi alemü inneke entel-eazzül-ekremü.Ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ve evladihi ve ezvacihi ve selleme.]

Anlamı: Ey, kullarına sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunan, onların karşılığına ihtiyacı olmayan Allah’ım!. Celal ve Kerem sahibi Rabbim! Biz âciz kullarına sonsuz nimet ve imkanlar bahşeden Sensin! Senden başka ilah yok! Sana sığınıp yalvaranlara yardım edersin! Korkanların güvenip sığınacağı yegâne melcei yine Sensin!

Ya Rabbi, Senin nezdindeki kitabında, Levh-i Mahfûz’da şayet beni kötü, mahrum, ilâhî rahmetten kovulmuş, fakir bir insan olarak yazmış isen fazlınla bu kötü kaderimi; âsî, mahrum, ilâhî huzurdan kovulmuş, darlık içinde hayat geçirmeye mahkum bir fakir insan oluşuma ait yazgımı siliver Allahım! Beni, nezdindeki ana kitapta iyilerden, salih kullarından, rızkı bol, zengin ve hayırlı işlerde yarışan ve muvaffak olan kullarından olarak yazıver.

*Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:''Beraat gecesi, iki gözünüzün birine, üç defa, diğerine ise iki defa sürme çekin ki, Allahü Teala sizi göz rahatsızlığından korusun.''

*Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: ''O gün evlerinizde, kapkacaklarınızı boş bırakmayın.Zira Allahü Teala o gün alıp yerleştirdikleriniz hususunda gelecek seneye kadar size bereket verir.''