5 Nisan 2008 Cumartesi

"ens" yapımı

Ens
Paracelsus'e göre Ens en güçlü ve aynı zamanda yapımı en kolay ilaçlardan biridir. Ens, veya entia (çoğul) bizi etkileyen bir tesir veya prensiptir ve somut ruhsal, psişik ve fiziksel bir cisimdir. Bu tür beş prensibin içimizde hastalığa neden olduğu söylense de, Bitki Aleminden yaratılan ens tentürü bu dengesizlikleri düzeltip, bize fiziksel ve psişik sağlık verirler.
Bir yazara göre: "Ens yapıldığı bitkinin en yüksek inisiyatik erdemini açığa çıkarır."
Ruhsal İnisiyasyon
"Ruhumun tüm şevkiyle önerdiğim tek inisiyasyon bizi Tanrının kalbine götürecek ve Tanrının kalbini içimize yerleştirip bizi sonsuz bir evlilikle İlahi Kurtarıcının dostu, kardeşi ve eşi kılan inisiyasyondur. Bu kutsal inisiyasyondan geçmenin başka hiçbir sırrı, esrarı yoktur, bu sadece öz varlığımızın dibine inerek diri, can veren özümüzü ortaya çıkarmadan peşini bırakmamaktan ibarettir. Çünkü bundan böyle meyve içimizde ve dışımızda doğal bir şekilde oluşur" -Louis Claude de St.-Martin, 18. asır Fransız mistik ve filozof.
Dolayısıyla, belirli bir bitkinin Ens'ini imal edip sindirdiğimizde aradığımız onun inisiyatik yönüdür. Bu noktaya geldiğinde, bilginler spagirik ilacın özelliği konusunda bazı fikir ayrılıkları arz etmektedirler. En azından bir bilgin bu simyasal ürünün tek amacı inisiyasyon olduğunu iddia etmektedir. Diğer bazıları, özellikle Frater Albertus, Bacstrom ve Manfred Junius bu simyasal yöntemle fiziksel hastalıkları tedavi edici güçlü ilaçların imal edilebileceğini belirtmişlerdir. Bunların arasında orta yeri işgal eden bir görüşe göre ürünü imal eden biri daha çok ruhsal bir fayda görürken, diğer biri ağırlıklı olarak fiziksel bir fayda görebilir. Hermetik gelenekler ve öyküler de bunu ima etmektedir, ayrıca özellikle daha güçlü ve yüksek etkili metalik ve mineral ilaçlar durumunda, ürünün imalinde rolü olmayanların titreşimsel seviyelerinin ani yükselişiyle daha da şiddetli tepkiler gördüğü olasılığını dile getirmektedir. Esas itibariyle denilebilir ki, düzenli bir şekilde ruhsal veya ezoterik uygulamalarda bulunmayan herhangi biri, ya daha fiziksel bir tepki görür, ya da ilacın etkilerine karşı daha şiddetli bir şok yaşayabilir.
Eğer inisiyasyon Ens'in nihai amacıysa, o halde inisiyasyon nedir? Onu neden istemeliyiz?
İnisiyasyonun özelliği çoğu zaman onu amaçlayan ve bazen de onu verdiklerini sanan veya intibasını veren kişiler tarafından yanlış anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, inisiyasyonun içsel gelişmemizin yeni bir yönünün başlangıcı dememiz yeterli olacaktır. Birilerinin içsel deneyimleri olabilir, ama inisiyasyon bunları ayrı bir yere koyarak işlev, yoğunluk ve amaç açısından gelişken kılabilir. Dolayısıyla, diyebiliriz ki, inisiyasyonun tamamı gelişken içsel deneyimizi yaşamaya ve anlamaya yarar. Ancak burada bir engel yatmaktadır. Birçok okul, tarikat ve cemiyet belirli derecelere çeşitli inisiyasyonlar vermektedir, bunların arasında çok güzel ritüeller, derece başlıkları vs. vardır. Ancak olası olarak simya öğrencisi simya etütlerine başlarken bu dışsal inisiyasyonların gelecek olan şeylerin sadece gölgeleri, vaatleri, imalarıdır ve gerçek, hakiki ve kalıcı inisiyasyon sadece içsel olanıdır.
Ancak sorarız, ikisi hep ayrı mıdır? Bütün dışsal ritüeller esas olarak içsel hallerin soluk kopyaları mıdır? Hayır, böyle bir mutlak kural yoktur. Maalesef, bir ritüel inisiyasyonun çalışması için veya amaçladığı etkiyi başarması için inisiyatör veya kalabalık bir seremonide inisiyatörlerin psişik etkiyi alacak kişiden daha yüksek bir psişik titreşime sahip olması gerekir. Modern toplumumuzda da bu enderdir.
Simyanın Büyük Çalışma dışında kurulu ritüelleri, locaları veya gelişme yöntemleri olmadığı için, ezoterizmin bu şeklinde bütün inisiyasyonlarının içsel olduğu söylenir. Biz kendimizi Büyük Çalışmaya inisiye ediyoruz ve Büyük Çalışma bizi daha yüksek (ve derin) şuur hallerine inisiye ediyor. Bu görüşe itiraz edecek olanlar, bu soru üzerinde tefekkür etsinler: "Biz hep kendi inisiyatörlerimiz değil meyiz?" Başka bir deyişle, Yolu başlama, gelişme ve tamamlamanın tek sorumlusu biz değil meyiz? Bizi ileriye doğru iten kendi Yüksek Benliğimiz değil mi? işte bu Yüksek Benliğimiz, meditasyon, rüya ve aniden gelen berrak ilhamlarla bizi inisiye etmektedir. Bu inisiyasyon bizi tekrar Gerçek Belleğimize, Varlığımızın merkezine ve menşeine getirmektedir.
Bu açıdan hiçbir ritüel ve seremoni unsuru olmayan bir inisiyasyondan da geçebiliriz. Bu yaşamımızı tamamen değiştiren ve içsel bir açılışa yol veren ani bir olay olabilir. Hatta etrafımızda oluşan bir kabalistik veya simyasal "yol çalışması" da olabilir. Ancak sonunda, kelimenin ima ettiği gibi inisiyasyon sadece yeni bir gelişme evresinin başlangıcıdır ve o evre sadece İçsel Üstadımız, Ruhumuzun kendisi bir sonraki evreye inisiye olduğumuz zaman tamamlanmaktadır. Üstatlık taslayan ve hatta gerçek üstatlardan bir sürü ritüel inisiyasyonları toplamamın hiç gereği yoktur, zira bunlar bir diploma gibi duvara asılacak şeyler değildir. En iyisi tek bir yol üzerinde dikkatimizi toplayıp onu tamamlamamızdır. Bu sürekli her yerde kestirme yollar arayıp hiç bir yere varmamaktan daha iyidir.
Böylece ruhsal içsel halleri arayan bizler, sadece kendimizi inisiyasyona hazırlayıp İçsel Mabedin kapı dibine gidip kapıya vurabiliriz. O ünlü söze anımsayalım: "Kapıyı vur ve açılacaktır; isteyin ve size verilecektir." Kapıya vurabiliriz, isteyebiliriz ve sessizce bekleyebiliriz, ama hiç bir zaman talep edemeyiz. Gerçek içsel inisiyasyon bir kere gelir ve bir kere yaşanır, çünkü gerekli olan bu kadardır, zira şuurumuzda daimi ve kalıcı değişiklikler yaratır. Bu hem geniş çaplı, birleştirici, kapsamlı ve evrimsel özelliklere sahip bir değişiklik olacaktır. Bu Israel Regardie'nin Işık, Hayat, Sevgi, Kanun ve Özgürlük (Dört L: Light, Life, Love, Law, and Liberty) dediği spiralle giderek yükselip genişliyor.
Kaç inisiyasyon yaşayacağımız, ister simyasal, kabalistik veya her ikisi olsun seçtiğimiz yolla bağlı. Ama burada dahi, ayrılık fikri içsel farkındalığımızdan ziyada dışsal bilincimizin işleviyle ilgilidir. Boğazımızda takılması veya hazımsızlık geçirmemek için küçük porsiyonlar şeklinde hem ruhsal, hem de fiziksel gıda tüketiyoruz, ama yemeğin sonunda gelişmemiz ve hayatta kalmamız için gerekli olan bütün gıdalar tüketilmiş oluyor. İnisiyasyon aynı olup büyük bir Yaşam Şuurunun küçük lokmasıdır. İçsel inisiyasyon olarak tam gelişmemiz için gerekli olanı alırız, ne fazlasını ne de azını. Bu küçük yaşam kaşıkçıklarından ne denli fazla yutacağımız seçtiğimiz içsel Yolumuza ve orada kat ettiğimiz mesafeye dayanıyor. Böylece tekrardan sorumluluk ve yükümlülük bize aittir.
Özet olarak, her bir Şuur planı ve ayrıca her bir alt planı için bir inisiyasyon yaşamaya bekleyebiliriz denilebilir. Bunun matematiksel olarak nasıl sonuç verebileceği tartışmaya açıktır. Bir ekolle göre 12 plan vardır ve bunların yedisi asli ve beşi talidir, ayrıca da her planın 5 alt planı olup, 60 Varlık seviyesi vardır. Oysa ne zaman bir inisiyasyon yaşarsak, aslında yaşadığımız tek bir Varlık vardır ve bizde o tek Varlığın bilinci genişler. Bize açıklanmadan önce, sayılar veya yaratılışta yerimiz konusunda ilgilenmek ruhu değil, egoyu beslemektir.
Kabalistik ekoller, aynı bazı Budist ekoller gibi, on şuur seviyesini tanımaktadır, ayrıca bunlardan her biri de sonlarında birleştirici bir alt plan ve altında dört alt plana bölünür. Böylece her kürenin Toprak, Su, Hava, Ateş ve Ruh yönleri olduğu söylenebilir. İlk iki plan hariç, her plan belirli bir gezegensel seviye, kalite veya güce tekabül eder. Kabala'da bunlar asli ve esas birliği ve yaratılışın ilk evresi olarak genişlemesi, bunları takiben de sırasıyla Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür, Ay ve Dünya sembolik gezegensel değerleri alırlar.
Özellikle ens olmak üzere spagirik tentürlerin özelliği, yogadaki nadiler veya akupunkturdaki meridiyenlere benzer psişik yapı ve anatomimizdeki blokları temizlemektir. Bu ince anatomi yoğun fiziksel madde alem, mutlak alem ve uzantısı olduğu ince psişik alem arasında iletişim sağlar. Yaratılışta boşluk, aralık veya delik yoktur, bunlar sadece bizim doğa konusunda bildiklerimizde vardır. Çoğu zaman eterik veya esir denilen bu ince ara seviyede değişiklik yaratmakla daha ince "üst" alemlerden "aşağıdaki" fizik aleme inen enerjinin akış ve kalitesini artırabiliriz.
Her yoğunluk artışında, bir inisiyasyonun gerçekleştiği söylenebilir, ama tabii enerjinin yüksek seviyeye geçici bir sıçrama şeklinde değil, daimi olarak bize açık olması şarttır.
W.E. Butler'e göre bu psişik sinir kanalları aynı zamanda gezegenimizde de "ley" hatları olarak mevcuttur. Doğal yaratılış gücü veya Sanskritçe'de denildiği gibi kundalini giderek daha ince seviyelere yüceltip, sürekli olarak tüm yaratılışı değiştiren güçtür. Spagirik ürünleri yaratıp yediğimiz zaman kişisel evrimsel işlevlerimizi hızlandırıp Doğa'ya yardımcı oluyoruz.
O şöyle demiştir: "Kundalini eterik seviyede madde öncesi nesne üzerine çalışır ve bütün madde ve elementlerin menşei bu madde öncesi nesne olduğu için, eğer Kundalini'yi nasıl ayarlanıp yönlendireceğini bilirsen bu açıdan onlara ulaşabilirsiniz."
Diğer bir yerde şöyle demiştir:
"Kundalini gücü cansız madde dediğimiz şey üzerinde hakimiyet kurmamızı sağlar. Aslında tabii ki, tam anlamıyla cansız madde diye bir şey yoktur. Bütün maddede can vardır, hiçbir şey ölü değildir. Sadece yaşam dereceleri vardır: taşta trans, bitkide uyku, hayvanda uyanma ve insanlıkta bilinçlenme olur. Herşeyin arkasında Tek Hayat vardır. O halde görüyor musunuz içimizde çok potansiyel taşımaktayız."
Ens'in Yapımı
Daha önce anlattığımız temel tentür gibi, her bir yedi gezegen gücü, haftanın her günü için bir Ens tentürü imal edilebilir. Dolayısıyla, belirli bir gezegen tarafından idare edilen otla o gezegenin idare ettiği küre veya dünyaya inisiye olmayı çalışıyoruz. Ama bir sonraki dersimizde anlatacağımız bitki taşına kıyasla Ens'in daha az bir inisiyatik gücü vardır, ama yine de etkilidir. Bitki taşında dört element: Toprak, Hava, Su ve Ateş dengelenmiştir. Oysa, Ens'te şimdi açıklayacağım sebeplerden dolayı Ateş elementi hakimdir. Ancak burada avantaj, hazırlama usulünün basitliğindedir, zira deneyim derecesi ne olursa olsun herkes Ens tentürü hazırlayabilir.
Başka bir açıdan bakıldığında, Ens'i tentürün sürekli işlemle yüceltildiği ve kalsinlenen (yakılan/ısıtılan) Tuzların işleme ilave edilen iksirlere kıyaslamak da mümkündür. Ancak, ikisirler hemen hemen her zaman birkaç tür bitki de içerir.
Ens'i imal etmek için birkaç yöntem mevcutken, aşağıdaki yöntem basit, güvenilir ve hiç bir özel alet gerektirmemektedir.
Daha önceki çalışmada sıralanan aynı malzemeler gerekli olacaktır. Bunlara ek olarak 700 gram potasyum karbonat ve en az 3 cm. derinlikte bir cam tabak gerekli olacaktır.
Potasyum karbonatı ince bir tabaka şeklinde 1-2 cm. kalınlığında can tabağa içine seriniz.
Potasyum karbonat hem kuruyken, hem de akşam üstü nemli havaya maruz kalıp sıvı haline geldiğinde çok dikkat etmek gerek, çünkü zehirlidir ve cildi tahriş edebilir veya burunda yanma hissi verebilir. Onunla çalıştıktan sonra, göz veya diğer hassas bölgelerinize temas kurmasını önlemek için ellerinizi iyicene yıkayınız. Potasyum karbonat ayrıca deneyim sırasında kullandığınız tabağın kenarlarında iz bırakacaktır.
Tepsiyi akşam havasına maruz olacağa bir yere koyunuz. Potasyum karbonat (Tartar Tuzu) eriyip sıvılaştıkça akşam havasındaki nemi emer. Bu su veya nem Sanskritçe'de prana denilen Evrensel Ateşin aracıdır ve kolay şekilde ilk veya son bahar aylarında elde edilir.
Gerek kişisel, gerekse de gezegensel Kundalini'yi çeşitli seviyelerde harekete geçiren bu Evrensel Ateştir.
Ritüel majiyle konusunda Kabalistik talim görenler, burada sunulan fikirler ile sözüm ona "majikal daire"deki elemental özelliklerle bir benzerlik görürler. Prana (İbranice'de Ruah, Latince'de Spiritus) Havanın (Doğu) taşıdığı Dirimsel Yaşam enerjisidir, bundan dirimsel unsuru ayıklayıp çekeriz veya Su (Batı) aracılığıyla Ateş (Güney) olarak yaşarız ve onu Toprak (Kuzey) otunun fiziksel aracılığında yakalarız.
Her sabah sıvıyı içinden süzünüz, güneşe veya yağmur gibi direkt olarak bir su kaynağına maruz kalmasından sakının. Bunu yapmak için bir iğne, şırınga, büyük bir damlalık, kamışçık kullanınız.
Dikkat: Kamışçığı ağızla kullanmayınız!!
150-200ml sıvı süzüldükten sonra ilk Ens tentürüne başlayabilirsiniz. Elekten geçirmek suretiyle bu değerli sıvının fazla kaybını önlemek için onu önce bir kap veya şişede toplayıp sonradan toptan elekten geçirmek isteyebilirsiniz. Unutmayınız: İçinde saklandığı camda da iz bırakacaktır. Civardan daha fazla nem almasını engellemek üzere, sıvıyı bir kavanozda sıkı bir şekilde kapatınız.
50-60 gramlık ince bir toz haline gelecek şekilde dövülmüş otu başka bir temiz bir kavanoza koyunuz ve toplayıp elekten geçirdiğiniz sıvıyı üzerine dökünüz. Yine de önceki çalışmadaki gibi bu çalışmayı da otu idare ede eden gezegenin gün ve saatinde başlamanız çalışmaya güç katacaktır. Bitkiyi tamamen örtecek kadar sıvı ekleyiniz ve sonra iyicene çalkalayınız. Otun yeteri kadar örtülmesi, otun kuruluk derecesi ve emme kapasite göre ot başına 100 ml ve 200 ml toplanmış bu "Tartar Yağı" gerektirebilir. Eğer elinizde "Tartar Yağı" kalırsa onu ileride kullanmak üzere saklayınız.
İki sıvının karışmasını temin etmek için kavanozun içine eşit miktarda etil alkol (hububat ispirtosu) dökünüz, zira daha hafif alkol yüzecektir. Bu alkol, sıvı koyu kırmızı bir renk aldığında süzülüp çıkarılacak olan Ens tentürü olacaktır. Unutmayınız: "Tartar Yağı" yakıcıdır ve yutulması hoş değildir.
Bu sıvının manyetik özelliğinden dolayı, kavanozun kapağı metal olmaması önemlidir, veya kavanozun ağzı kapatılmadan önce plastik yiyecek sargısıyla kapatılabilir. Ayrıca, sıvının alacağı psişik teması azaltmak üzere kavanozu alüminyum folyoyla sarabilirsiniz.
Ens Nasıl Kullanılır
Söz konusu gezegen gününün güneş doğumunda başlayan gezegen saatinde tercihen kaynak suyu içeren bir bardağın içine 10 veya yirmi damla akıtınız, eğer bu mümkün değilse o gezegen gününde diğer üç gezegen saatinde de olabilir. Daha önceki deneyimdeki gibi, aynı bir tılsım için uygulandığı gibi, onu da kabalistik veya astrolojik ritüellerle kutsayabilirsiniz.
Ens inisiyatik bir ürün olduğu için, kullanıcının süptil veya astral bedeni üzerinde etkisi olacaktır. Rüyalarınızı dikkatli bir şekilde bir defterde kaydediniz, ayın konumu ve diğer psişik ve tesadüfi olayı da kaydediniz.
Bir Bitki Nasıl Seçilir
Yedi Ens'i aynı anda imal etmeye amaçlamayanlar, ilk kez bir bitkiyi seçerken aşağıdaki hususlara dikkat etmeleri önerilir:
Bir bitkiyi gezegensel etkisinden dolayı seçebilirisiniz, örneğin sizde eksik olan bir özelliği pekiştirmek için.
Ay Ens'i özellikle Yesod olmak üzere, Yetzirah'ın psişik dünyasını açar. Ayrıca, 32., 30., 28. ve 25. yollar gibi Ayla ilgili yol çalışmalarında kullanılabilir.
Alchemia Ens'i (Alchemilla Vulgaris - Lady's Mantle, Not: Turhan Baytop'un Türkiye'de Bitkiler ile Tedavi kitabı dahil Türk Şifalı Bitki kaynaklarında bu otun kaydı yoktur) Netzach-Venüs'ü açar, ayrıca bitki simyası konusunda bilgi verir resmi adı Alchemia bundan dolayı alır.
Güneş Ens'i sezgileri, oto-hakimiyeti geliştirmeye yardım eder, ayrıca Yetzirah'teki Tifaret küresini açar. Briatik aleme (Yüksek Zihin) yönelik açılımlara da meydan verebilir. Ayrıca Güneşle ilgili yol çalışmalarda kullanılabilir.
Bir Satürn Ens'i, özellikle Atkuyruğu Otu (Herba Equiseti - Horsetail) 32. yol çalışmasında ve Yetzirah'te Briah-Satürnü açmak için kullanılabilir. Ayrıca Briatik aleme ve Sonsuzluğa yönelik açılımlara da meydan verebilir.
Paracelsus Tarafından Alınan Ens Hakkında Notlar
Franz HartmanIn yazdığı Paracelsus'in yaşam öyküsünde özel bir koleksiyonda bulunduğu iddia ettiği bilinmeyen bir eserde Paracelsus Melissa Ens'in hazırlanması ve erdemlerini anlatmaktadır.
"Esas Ens Melissa (Primum Ens Melissae) şu şekilde hazırlanır: 250 gram potas (potasyum karbonat) alınız ve eriyinceye dek havaya maruz tutunuz (havadan nem çekmek suretiyle). Sıvıyı elekten geçiriniz ve sıvı bitkiyi tamamen örteceği kadar alabileceği kadar melissanın taze yapraklarını içine koyunuz. Sıkıca kapatılmış bir camda yirmi-dört saat ılık bir yerde kalsın. Sonra sıvıyı yapraklardan ayırıp yaprakları atabilirsiniz. Bu sıvının üzerini 3-5 cm örtecek şekilde etil alkol dökülür ve alkol derin yeşil bir renk alıncaya dek bir iki gün beklemeye alınır. Sonra alkol üzerinden alınır ve saklanır, sonra da kalan alkalin sıvının üzerine tekrar taze alkol konulur, bu işlem renkler alkol tarafından tamamen çekilinceye dek tekrarlanır. Uçan alkolün geride bıraktığı sıvı yoğun bir şurup şeklini alıncaya dek alkollü sıvı damıtılır. Bu kalan sıvı Esas Ens Melissadır, ama damıtılan alkol ve kalan sıvı potas tekrar kullanılabilir. Sıvı potas çok yoğunlaşmış ve alkol güçlü olmalıdır, yoksa karışırlar ve işlem başarısız olur."
Yukarıdaki metine bir not olarak, Hartman, Fransız Kralı Louis XIV'in hekimi Lesebure'un "Kimya Kılavuzu"ndan (Chemischer Handleiter, Nuremburg'de 1685 yılında basılı, sayfa 276) bir alıntı aktarıyor, burada Lesebure Esas Ens Melissa'in sürekli kullanımıyla ilgili şahit olduğunu iddia ettiği bir deneyi anlatmakta:
"En yakın dostlarımdan biri Esas Ens Melissa'yı hazırladı ve bu sırlı çalışmanın (arcanum) sonuçlarını bizzat görmeden rahat edemedi, böylece hakkında duyduğu rivayetlerin doğru olup olmadığı konusunda emin olabilirdi. Dolayısıyla deneyleri ilk başta kendisi üzerinde, sonra da yetmiş yaşında bir kadın hizmetkarı ve nihai olarak evin etrafında yaşlı bir tavuk üzerine uyguladı. Her sabah bu tentürün damlatıldığı bir kadeh beyaz şarap aldı ve on dört gün aldıktan sonra hiç acı çekmeden el ve ayak tırnakları döküldü. Bu deneyi devam edecek cesarete sahip değildi, ama yaşlı kadın hizmetkarına verdi, bu bayan on gün süreyle her sabah Ens'i aldıktan sonra tekrar eskisi gibi adet görmeye başladı. Bu onu çok korkuttu çünkü bir ilaç aldığını bilmiyordu ve sonuçta deneyi devam etmeyi reddetti. Bundan sonra arkadaşım tavuğun yediği yemleri tentürlü şarapla ıslattı, altıncı günde tavuğun tüyleri dökülmeye başlamış, sonunda hiç tüyü kalmamış, iki hafta sonra yeni tüyler büyümeye başlamış. Bunların renkleri çok güzelmiş, başındaki ibik tekrar dik durmaya başlamış ve tavuk tekrar yumurtlamaya başlamış.
Yine bir simya el yazmasını göre, melissa ile farklı bir süzme yöntemle daha az şiddetli bir sonuç alınarak verildiği tavukların yumurta sayısı ve ağırlığı artığı kaydedilmiştir.
Bunları her ne kadar tentürün düzenli kullanımını teşvik etmek için aktarmıyorsak da, bu tür hikayeler simya ürünlerinin şifa verici ve gençleştirici özelliklerini efsanesinin yayılmasına neden olmuştur.

0 yorum:

Yorum Gönder